KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/5140 E., 2008/4520 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2008
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: "Eksik inceleme ile karar verilemeyeceği, davacı ... dayanağı tapu kaydı ile tespitin dayanağı tapu kaydının ve belirtmelikte sözü edilen vergi kaydının getirtilerek keşifte uygulanması, var ise mera tahsis kararı ve haritasının uygulanması, tarafların komşu köyden gösterecekleri yaşlı tanıklar ve yerel bilirkişiden zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi ile ilgili bilgi alınması, tapu maliki ve vergi kaydı mükellefi ile davalının ilişkisinin ne olduğunun araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında 228 ada 168 parsel sayılı 3.172,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı ... tapusunun oluştuğu tarihe kadar davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; keşifteki beyanlara göre çekişmeli taşınmazın davalının babası Şıhmehmet’ten geldiği taksimen davacıya kaldığı belirtilmiş ise de Şıhmehmet’in 1966 tarihinde öldüğü Hazine tapusunun ise 1964 tarihinde oluştuğu tapunun oluştuğu tarih ile bu tarih arasında zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği, belirtmelik tutanağına esas 1937 tarih 93 tahrir sayılı vergi kaydı maliki ... ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin kanıtlanamadığı belirtilerek davanın kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, mahkemece bozma ilamına da yanlış anlam verilmiştir. Çekişmeli parselin 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Hazine tapusu kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli olup olmadığı ve Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz malların bu kanun uyarınca doğan iktisap şartları nedeniyle zilyetleri adına tesbit ve tescilleri öngörülmüştür. Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmaz malların zilyetlikle kazanılması
mümkün değil ise de, kanunun bu açık hükmü karşısında Hazine tapusunun oluşumundan önceki zilyetliğe değer verilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur.
Çekişmeli taşınmaz 1963 tarihinde yapılan Toprak Tevzii çalışmalarında 858 no lu tevzii parseli olarak 1937 tarih 93 tahrir no lu vergi kaydı nedeniyle ... ... işgalinde gösterilmiş, vergi kaydının kuzey ve güney hududu “ dağ “ okuyup gayrisabit hudutlu olduğundan vergi kaydı miktar fazlası 5275 parsel numarası ile Hazine’ye ayrılmış ve davacı ... dayanağı 4.5.1964 tarih 285 sayılı tapu kaydı oluşmuştur.
Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve davalı tanıkları taşınmazın davalının babasına ait iken 35-40 sene önce ölümü ile yapılan taksim sonucu davalıya kaldığını ve onun zilyetliğinde olduğunu belirtmişler, duruşmada dinlenen tanık 1934 doğumlu ... oğlu ... ... da 93 tahrir sayılı vergi kaydı malikinin babası ... olduğunu davalıya hiçbir şekilde taşınmaz satmadıklarını, akrabalıkları da olmadığını sözü edilen vergi kaydının kapsamını oluşturan ve babasından kalan yerin yarısının kendisi, yarısının da oğlu ... adına yazıldığını beyan etmiştir.
Dosya kapsamına alınan 228 ada 160 sayılı parselin ... ..., 228 ada 159 parsel sayılı parselin ... ... adına tespit edildiği anlaşılmıştır. Uzman ziraatçı bilirkişi raporlarında da taşınmazın kuru tarım arazisi olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı belirtmiştir.
Belirtmelikte söz edilen vergi kaydı malikleri ve mirasçılarının dava konusu taşınmazda değil başka taşınmazda zilyet oldukları, aksi düşünüldüğünde dahi vergi kaydının mülkiyet belgesi olmayıp zilyetlikle birleşmediği hallerde hüküm ifade etmeyeceği açıktır. Dava konusu taşınmaz mera veya benzeri zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olmadığı gibi sınırında mera da yoktur.
Çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazlar belgesizden tarım arazisi olarak şahıslar adına tespit edilmiş ve tapu kayıtları oluşmuştur. Hazine tapusunun oluşturulduğu 1964 yılına kadar davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddelerinde belirtilen iktisap şartları gerçekleştiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/5140, K. 2008/4520, 20 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama