KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/6181 E., 2009/360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2009
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle.
“Bir tapu kaydının kapsamının tam olarak saptanması için öncelikle tesis kaydı kapsamının belirlemesi, sonra bu kapsam içinde yer alan ifraz kayıtlarının yerinin tespiti gerektiği, bu yapılırken de komşu parsel tutanak ve dayanak belgelerinden yararlanmanın zorunlu olduğu, bu husus göz önünde tutulduğunda 518-532 sayılı parsel dayanaklarının getirtilip uygulanması, 532 nolu parselin tapu dışı yer olduğu ve özel mülk olarak tespit edilmediği anlaşılırsa 533 nolu parselin genel meraya tecavüz ettiğinin düşünülemeyeceği, tespit dayanak kaydında batı sınırında mera okunan bir ad mevcut ise de özel ve genel mera mı olduğu üzerinde durulması,
532 nolu parsel genel mera olarak sınırlandırılmış ise ve 533 nolu parsel ile arasında sabit bir sınır olmadığı takdirde tapu kaydı miktar fazlasının meraya tecavüzden ileri geldiğinin kabul edilmesi, 532 nolu parselin özel mülk olduğu saptanırsa tapu miktar fazlasının meraya tecavüzden ileri gelmediğinin nazara alınarak bu kesim üzerinde 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17.maddelerinde belirtilen zilyetlik koşullarının araştırılması” gerektiğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne fen bilirkişisinin krokisi de 533 nolu parselden (A) harfi ile gösterilen 97110 m2’lik kısmın Hazine adına mera olarak özel siciline tesciline, 533 parselin 393.090 m2’lik kısmı ile, 523 nolu parselin tespit gibi tamamı özel mera olarak davalılar adına payları oranında tesciline, dava konusu 485, 846, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 497, 514, 515, 516, 517, 521, 522, 524, 525, 526, 527, 528, 529 ve 530 sayılı parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili ile davalılar temsilcisi ...
Rıza ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılar vekili olarak kararı temyiz eden ... ...’nın avukat veya yasal dava takipçisi olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31/1.maddesinde belirtilen karı koca durumunun da söz konusu olmadığı ve davalı asillere temyize konu karar tebliğ edildiği halde süresinde temyiz isteğinde bulunmadıklarından davalılar vekili olarak kararı temyiz eden ... ...’nın sıfat yokluğundan temyiz isteğinin REDDİNE,
2-Temyize konu 485, 846, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 497, 514, 515, 516, 517, 521, 522, 524, 525, 526, 527, 528, 529 ve 530 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kararın, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik
bulunmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olduğundan ONANMASINA,
3- Temyize konu edilen diğer 523 parsel sayılı taşınmaz ile 533 sayılı parselin (A harfi ile gösterilen 97110 metrekarelik kısım dışındaki) 393.090 metrekarelik kısmına gelince, Mahkemece bu taşınmazların tespite dayanak teşkil eden tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B maddesi gereğince, kayıt kapsamında kalan yerlerin aynı zamanda kayıt maliki veya alakalı kimselerin kullanımına elverişli özel mülkiyete konu yerlerden olması gerekir. Tapu kaydı kapsamı içerisinde kalan yerlerden bazı kısımlar özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek yerlerden ise tapu kapsamı içerisinde kaldığı kabul edilemez. Dosya içeriğinden taşınmazlar içerisinde dağlık ve taşlık kısımlar olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle mahallinde yeniden yaşlı, yansız, yöreyi iyi bilen, yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle seçilecek tanıklar vasıtasıyla, refakate iki ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi bilirkişiler ile, üç kişiden oluşan fen bilirkişi kurulu alınıp, keşif yapılmak suretiyle taşınmazların niteliği, tasarruf durumu, içerisinde özel mülkiyete konu olamayacak dağlık ve taşlık kısımların olup olmadığı,
varsa bu kısımların taşınmaz içerisinde bulunduğu kısımlar belirlenip dağlık kısımlar için jeolog bilirkişisine yan görünüş profili çizdirilmeli, ziraatçı bilirkişiler ve jeolog bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişilerine tespit edilen özel mülkiyete konu olmayacak nitelikteki dağlık ve taşlık kısımlarının yerlerini ve miktarını taşınmaz içerisinde gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilmeli, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek özel mülkiyete konu olmayacak yerlerin tescil harici bırakılıp,
geri kalan kısımların özel mera niteliği ile tapu maliki davalılar adına tescili gerektiği düşünülmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/6181, K. 2009/360, 22 Ocak 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama