İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2696 K.2009/3078

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... ile aleyhine temyiz istenilen ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı…

Esas2009/2696Karar2009/3078Tarih28 Nisan 2009Okuma6 dk · 1.250 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/2696 E., 2009/3078 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Nisan 2009
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Davacılar
..., ...
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.250 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... ile aleyhine temyiz istenilen ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacılar, Hıdır oğlu Laz ...’a ait tapu kaydı ve ferman kapsamında olup kadastro sırasında davalı adına tesbit edildiğini iddia ettikleri 178 ada 17, 25 ve 223 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar ile başkaları adına tesbit edilen taşınmazların Hıdır oğlu Laz ... adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece duruşma açılmaksızın tensiben, yasal süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11 ve 26/B maddeleri uyarınca askı ilan süresi içinde açılan davalarda Kadastro Mahkemeleri, askı ilan süresi bittikten sonra açılan davalarda ise Genel Hukuk Mahkemeleri görevli bulunmaktadır. Hakkında, askı ilan süresi içinde dava açılan tutanakların kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi, askı ilan süresi içinde dava açılmış bulunan tutanakların kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş bulunmaları da hukuken bir değer taşımaz.

Kesinleşmeyen kadastro tutanaklarına karşı açılan davalara Kadastro Mahkemesinde bakılması gerekir.

Somut olayda mahkemece, davanın askı ilan süresi içinde açılmadığı ve bu nedenle davanın Kadastro Mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılmış, davacılar vekili ise temyiz dilekçesinde, askı ilan süresi içinde 18 davalı hakkında 24.09.2007 tarihinde dava dilekçesini harçlandırmak suretiyle Fatih Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla dava açtıklarını, ancak İliç Kadastro Mahkemesi tarafından dava dilekçelerinin muhabere evrakı ile iade edildiğini, bunun üzerine ikinci kez ve her davalı için ayrı ayrı dava açtıklarını iddia etmiştir.

Her bir davalı hakkında açılan ve temyiz incelemesine konu olan davaların askı ilan süresi içinde açılmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, mahkemece üst yazıyla iade edilen dava dilekçesiyle davanın açılmış sayılıp sayılamayacağı, başka bir deyişle kadastro tespitlerinin ilk dava dilekçesiyle kesinleşmesinin engellenip engellenmediği noktasında toplanmaktadır. Dava açılmasının, hem maddi hukuk, hem de usul hukuku bakımından doğurduğu bazı sonuçlar vardır.

Bu nedenle, davanın hangi hallerde ve hangi tarihte açılmış sayılacağının belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 178. maddesinde "dava, dava dilekçesinin mahkeme kalemine

./..

2009/2696-3078 S/2

kaydı tarihinde açılmış sayılır" denilmektedir. Bu hükümdeki “dilekçenin mahkeme kalemine kaydı” sözü, dava dilekçesinin mahkeme kalemindeki ilgili deftere kaydı anlamındadır. Ne var ki, bir dava açılırken yapılması gerekli birden fazla işlem mevcut olup bunların bir bölümünü yerine getirme görevi davacı tarafa aitken diğer bölümü ise ilgili hakime ve mahkeme kalemine ait bulunmaktadır.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1983/7 esas, 1984/3 karar sayılı içtihadında davanın hangi tarihte açılmış sayılacağı hususu ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Harca tabi olmayan davalarda, dava dilekçesi, hakim tarafından usulen kaleme havale edilmekle artık mahkemenin tasarrufuna geçmiş sayılır. Çünkü, bu gibi davalarda davacı, dava dilekçesini hakime vermekle kendisine düşen görevi yerine getirmiş ve yapacağı başka bir işlem kalmamıştır.

Bir başka anlatımla, artık davacının dava dilekçesi üzerindeki tasarruf yetkisi sona ermiş ve dilekçe mahkemenin malı olmuştur. Hal böyle olunca, hakimin dilekçeyi kaleme havale ettiği tarih, kayıt tarihi sayılmalı ve o tarihte davanın açılmış olduğu kabul edilmelidir. Harca tabi davalarda ise davacı, dava dilekçesini hakime havale ettirmek suretiyle kendisine düşen görevi yerine getirmiş sayılamaz.

Çünkü, dilekçenin hakim tarafından havalesi ile davacının dilekçe üzerindeki tasarruf yetkisi henüz sona ermemiş, dilekçe mahkemenin malı olmamıştır. Davacının, Harçlar Kanunu hükümleri gereğince ödemekle yükümlü bulunduğu harçları da yatırmış olması gerekir. Bu nedenle, harca tabi davalarda davacı, harca ilişkin işlemleri de tamamlayıp gerekli harçları ödedikten sonra kendisine düşen görevi yerine getirmiş sayılabilir.

Dilekçe havale ettirilip gerekli harçlar yatırıldıktan sonra, artık davacının dava dilekçesi üzerindeki tasarruf yetkisi sona ermiş ve dilekçe mahkemenin malı olmuştur. 0 halde, harca tabi davalarda dava, harcın ödendiği tarihte açılmış sayılmalıdır. Ancak, dava dilekçesinin daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce belgelendirilmiş ise, davanın o tarihte açıldığının kabulü gerekir.

Somut olaya gelince; dava, askı ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz davası olup harca tabi bulunmaktadır.

Davacılar vekilinin temyiz dilekçesine eklediği 24.09.2007 havale tarihli dava dilekçesi, “Sayman Mutemedi Alındısı” ile İliç Kadastro Mahkemesinin 08.10.2007 tarih 2007/21 Muh. sayılı muhabere evrakı suretleri ve Dairemizin 01.07.2008 tarihli Geri Çevirme Kararı üzerine yerel mahkemece düzenlenen 25.08.2008 tarihli tutanak ve eklerinden, davacılar vekilinin 24.09.2007 tarihinde “İliç Kadastro Mahkemesine sunulmak üzere Fatih Asliye Hukuk Hakimliği’ne” dava dilekçesi sunduğu,

bu dava dilekçesinde 18 adet davalının ismini sayarak çok sayıda parsel hakkında kadastro tesbitine itiraz ettiği, aynı tarihte dilekçenin Fatih 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi tarafından havalesinin yapıldığı, davacılar vekilince dava dilekçesinin harçlandırıldığı ve duruşma günü tebligatları ile dosyanın gönderilmesi için gerekli posta giderleri ödenerek evrakın İliç Kadastro Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır.

Söz konusu dava dilekçesi ve ekleri 05.10.2007 tarihinde İliç Kadastro Mahkemesine ulaşmış ve hakim tarafından havale edilmiş ancak mahkeme esas defterine kaydedilmek yerine “dava dilekçesinin yapılan incelemesinde dava konusu taşınmazların hangi çalışma alanı sınırları içinde kaldığının açıklanmadığından ve her bir davalı hakkında ayrı dava açılması gerektiğinden” söz edilerek 08.10.2007 tarih 2007/21 Muh. Sayılı üst yazı ile davacılara iade edilmiştir.

Bu kez davacılar vekili her bir davalı hakkında işbu dava ile temyiz incelemesi aynı gün dairemizde yapılan diğer davaları açmıştır. Görüldüğü gibi, askı ilan süresi içinde. 24.09.2007 tarihinde dava dilekçesi Fatih Asliye Hukuk Mahkemesine sunulmuş, dilekçe hakim tarafından havale edilmiş, yargı harçları yatırılmış ve dava dilekçesi

./..

2009/2696-3078 S/3

ile tebligat için gerekli masraflar mahkeme kalemine aynı tarihte teslim edilmiş olmakla davacılar vekili üzerine düşen tüm görevleri tamamlamış ve dava dilekçesi mahkemenin malı olmuştur. Hal böyle olunca 24.09.2007 tarihli dava dilekçesi ile davanın harçların ödenmiş bulunduğu 24.09.2007 tarihinde açılmış olduğunun kabulünde zorunluluk vardır.

Davacılar, aynı hukuki sebebe dayandıklarına göre birden fazla davanın aynı dava dilekçesiyle açılmış bulunmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazların sadece ada ve parsel numaralarının değil pafta numaralarının da yer almış bulunması karşısında her bir parselin hangi köye ait olduğu hususunda da bir tereddüt bulunmamaktadır.

Kaldı ki usulümüzde dava dilekçesinin reddedilebileceği haller sayılmış olup yukarıda yazılı sebepler dava dilekçesinin reddi sebeplerinden değildir. Birlikte görülmesine gerek bulunmayan davaların daha sonra ayrılmasına karar vermek mümkün bulunduğu gibi dava dilekçesinde açık olmayan hususların 1086 sayılı HUMK’nun 75. maddesi uyarınca taraflara açıklatılması da mümkün bulunmaktadır.

Mahkemece yapılacak iş gelen dava dilekçesini esasa kaydedip tarafları duruşmaya davet etmek iken usule aykırı nedenlerle ve tarafların hak kaybına yol açabilecek biçimde dava dilekçesinin reddi hususunda dahi bir karar verilmeksizin muhabere evrakı üzerinden dava dilekçesinin iade edilmesi usulsüz olup hukukça bir değer taşımamaktadır.

24.09.2007 tarihinde davacılar vekili tarafından askı ilan süresi içinde yöntemine uygun şekilde açılmış bir dava bulunduğuna göre sözü edilen dava dilekçesi kapsamında kalan kadastro tutanaklarının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi tutanakların kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş bulunmaları da hukukça değer taşımaz.

Kaldı ki, dava konusu parsellerden 178 ada 17 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar mahkemenin 2007/237 esas sayılı dava dosyasında, 223 ada 4 parsel sayılı taşınmaz, mahkemenin 2007/238 esas sayılı dava dosyasında da davalı bulunmaktadır. Bu şekilde kesinleşmemiş bulunan tutanaklar hakkında daha sonra açılan davalarda da Kadastro Mahkemeleri görevlidir.

Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, öncelikle Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak dava konusu parsellere ilişkin tutanakların kesinleşmediğinin ve davalı bulunduklarının tapuya şerh verilmesini sağlamak, bundan sonra davanın esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda araştırma yaparak davayı esastan çözümlemektir.

Davacılar vekili tarafından 24.09.2007 tarihli dava dilekçesinin aslı temin edilerek esasa kaydı işleminin yapılması halinde sözkonusu dava ile işbu dava ve çekişmeli parseller hakkında derdest bulunan diğer dava dosyaları birleştirilmeli, ayrı ayrı açılan davaların birlikte görülmesinin gerekli olup olmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre hareket edilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

Kabule göre de, Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekirken, taraflar açısından kesin hüküm doğuracak şekilde “davanın reddine” karar verilmesi de isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/2696, K. 2009/3078, 28 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/2696
Karar No
2009/3078
Tarih
28 Nisan 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2697 K.2009/3079
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/2697 K.2009/3729
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2698 K.2009/3080
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2699 K.2009/3081
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/2700 K.2009/3082
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/2700 K.2009/3156

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.