KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/9448 E., 2010/632 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2010
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden ... dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1954 yılında yapılan kadastro sırasında 548 parsel sayılı 68,800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şeyh ... mirasçıları davalılar ... ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş; tutanağa itiraz suretiyle Hazine ve ... tarafından dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ...'in davasının reddine, davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne ve 548 parsel sayılı taşınmazın 11.07.2001 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerinin tespit gibi davalılar, (C) harfi ile gösterilen bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece.
Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uymadığı, buna karşılık tespitin ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı ve vergi kaydının uyduğu, dayanak kayıtlarının genişletilebilir sınırlı olduğu ve kayıtlarının kapsamında kalan uzman fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 63800 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde davalı taraf yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları hükme esas olan uzman fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölüme yöneliktir.
Mahkemece (A) harfi ile gösterilen bölümün, davalı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydının, (B) harfi ile gösterilen bölümün ise dayandıkları tapu kaydının miktarı ile kapsamında kaldığı belirtilerek davalılar adına tesciline karar verilmiş; her iki kaydın miktarlarını aşan bölüm üzerinde ise davalı taraf yararına edinme koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Ancak, dosya içinde bulunan tapu kayıt örneklerine göre, davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının miktarı tesisinde (5) dönüm olduğu halde, tedavül kaydının (50) dönüm olduğu görülmektedir. Mahkemece miktar değişikliğinin yasal dayanağı bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadan ve tapu kaydının miktarı kesin olarak belirlenmeden karar verilmiştir. Yine mahallinde yapılan keşif ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının miktarında görülen farklılık üzerinde durulmalı, yerel Tapu Sicil Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığından ayrı ayrı tapu kaydının miktarında görülen farklılığın nedeni ve yasal dayanağının bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı ve gerektiğinde bu konularda uzman bir bilirkişiden rapor alınmalıdır.
Tapu kaydı malikleri ile tespit malikleri arasındaki irsi ilişkiyi belirlemek amacıyla gerekli veraset ilamları veya nüfus kayıtları ve varsa akdi ilişkiyi gösteren satış senetleri ile tüm komşu taşınmazların dava dosyaları ve tüm ekleri dosya içine getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların aynı yönteme uygun bildirecekleri taraf tanıkları, uzman fen bilirkişisi ve üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu ve vergi kaydı, mevki ve hudutları tek tek okunmak suretiyle mahalline uygulanmalı, bu kayıtların mevki ve hudutlarında görülen farklılıkların nedenleri üzerinde durulmalı; sınırlarda okunan “...”, “...”, “ ... ... oğlu ...” tarlalarının yerleri saptanmaya çalışılmalı uygulamada komşu taşınmazlara ait tutanak örnekleri ve dayanaklarını oluşturan kayıtlar ile dava dosyalarından da yararlanılmalı;
bilinemeyen sınırlar hususunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalı ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu ve vergi kayıtlarının kapsamları ayrı ayrı belirlenmeli, kayıt kapsamlarının çakışması, bir başka ifade ile tapu ve vergi kayıtlarının aynı yeri kapsamaları halinde, miktarı fazla olan kayda değer verilmesi gerektiği, ayrıca tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölüm yönünden zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği de gözönünde bulundurularak çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne zaman başladığı, hangi tarihten beri hangi sınırlarla sürdürüldüğü,
gerektiğinde komşu parseller hakkında yapılan yargılamaları sonucunda ulaşılan sonuçlarla karşılaştırmalı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliği ile, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini bildiren değerlendirmeyi içeren ve komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı biçimde düzenlenen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Aynı şekilde, keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir ayrıntılı rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilen ve üzerlerinde fen bilirkişisi tarafından kadastral sınırları işaretlenmiş olan fotoğraflar da rapora eklenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2009/9448, K. 2010/632, 4 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama