KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/1295 E., 2010/3137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle.
"Mahkemece, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre çekişmeli 1402 parsel sayılı taşınmazın Havza-i Fahmiye sınırları içinde kalması nedeniyle tapulama harici bırakılmasına karar verilmiş ise de; hüküm gününden sonra yürürlüğe giren 05.06.1986 tarih 3303 sayılı Kanun, Havza-i Fahmiye sınırları içinde kalan yerlerin de koşulları varsa zilyetlikle iktisap edilebileceğini hükme bağladığı" açıklanarak, "bu yön dikkate alınmak suretiyle inceleme ve araştırma yapılması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacıların davasının reddine ve çekişmeli parselin davalı ... mirasçıları adlarına ve miras payları oranında tesciline, tapu kütüğünün beyanlar hanesine 3303 sayılı Yasa uyarınca şerh yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... .... mirasçılarından ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların davasının reddine dair hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf dava dilekçesinde Ağustos 1947 tarih 14 ve Ağustos 1947 tarih 15 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayandığı halde mahkemece 05.05.1984 tarihinde yapılan keşifte yerel bilirkişilerden sadece 14 sıra numaralı tapu kaydı hakkında bilgi sorulmuş, 15 sıra numaralı tapu kaydı ise hiç uygulanmamıştır.
Yerel bilirkişiler 14 sıra numaralı tapu kayıtlarının sınırlarında okunan kişilerin çekişmeli taşınmazın çevresinde bulunmadığını belirtmişler ise de mahkemece soyut içerikli bu beyanlar komşu parsel tutanakları ile denetlenmemiştir.
Nitekim, tapu kayıtlarının hudutlarında geçen "Topçuoğulları" ifadesinin çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının, keza "...." ifadesinin ise çekişmeli taşınmazın güneyinde yer alan 1390 ila 1394 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının edinme sebebi bölümlerinde yer aldığı değerlendirilmemiş, yerel bilirkişilerin bu konuda bilgileri sorulmamış, yerel bilirkişiler tarafından bilinemeyen sınırlar hususunda davacı tarafa tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmamıştır.
Yine, davacı tarafın aynı tapu kayıtlarına dayanarak başka taşınmazlar hakkında da davalar açtığı anlaşılmakta olup mahkemece aynı kayıtlara dayanılarak açılan davaların birlikte görülmesi gerektiği düşünülmemiştir.
Diğer taraftan mahkemenin çekişmeli taşınmazın havza-i fahmiye sınırları içinde kaldığından bahisle tespit harici bırakılmasına ilişkin önceki kararı davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 28.01.1988 tarih 1987/6112 Esas, 1988/1367 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş ve bozma ilamında sair temyiz itirazlarının reddedildiğinden sözedilmemiş olmasına göre bozma ilamı ile davacı taraf aleyhine kesinleşen bir husus da bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle, davacı tarafın aynı tapu kaydına dayanarak açtığı başka davalar bulunup bulunmadığı tespit edilerek aynı kayda dayalı açılan davalar birleştirilmeli, çekişmeli taşınmazlara komşu parsel tutanakları ile çekişmeli taşınmazla aynı edinme sebebine sahip bütün taşınmazları dıştan çevreleyen parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ve dayanağı belgeler tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, davacı tarafa yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırları kanıtlamak için tanık bildirme olanağı tanınmalı, bundan sonra üç yerel bilirkişi,
taraf tanıkları ve fen elemanı uzman teknik bilirkişi katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları tek tek mahalline uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar konusunda tanık bildirmiş ise davacı taraf tanıklarından bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve dayanağı belgeleri ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ne surette intikal ettiği konularında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı,
fen bilirkişisinden yerel bilirkişi ve tanık sözlerinde geçen sınır ve noktaları haritasında göstermek suretiyle keşfi izlemeye olanak sağlar nitelikte harita ve rapor düzenlemesi istenmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yetersiz inceleme ve araştırma ile karar verilemez. Davacı mirasçılarından ...
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/1295, K. 2010/3137, 20 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama