KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2112 E., 2010/6216 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2010
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 108 ada 102, 107, 109 ada 14, 42, 112 ada 40, 85, 119 ada 3, 120 ada 5 ve 137 ada 10 parsel sayılı 6624,44, 9549,59, 8039,48, 6262,93, 2439,66, 5924,78, 7120,46, 2954,75 ve 428,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu tutanakların beyanlar hanesine şerh verilerek davacı ve davalıların murisi olan İsa ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların ... ... mirasçıları adlarına miras payları oranında tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... ... adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi İsa ...'dan taksimen davacının murisi ... ...'a kaldığı kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli 108 ada 102, 107, 109 ada 14, 42, 112 ada 40, 85, 119 ada 3, 120 ada 5 ve 137 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar ölü olduğu belirtilmek sureti ile İsa ... adına tespit edilmiştir.
Tespit maliki İsa ...'ın 08.04.1980 tarihinde vefat ettiği, dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarına göre davalı olarak gösterilen mirasçıları dışında başka mirasçıların da olduğu anlaşılmaktadır.
Taraf teşkili dava koşullarından olup mahkemece tespit malikinin tüm mirasçılarının davaya katılmaları sağlanarak usulen taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Kabule göre de; toplanan deliller taksimin varlığı ya da yokluğu konusunda hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, mahkemece taraflar arasında taksime ilişkin derdest davaların birleştirilmesi gerektiği hususu da düşünülmemiştir. Taşınmazların kök muris İsa ...'dan geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, İsa ... terekesinin taksim edilip edilmediği hususundadır.
Davacı, çekişmeli taşınmazların İsa ...'dan taksimen babası ... ...'a kaldığını iddia etmektedir. Bir kısım davalılar ise kök muristen gelen taşınmazların taksim edilmediğini savunmaktadırlar. Mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için tespit malikinin tüm
mirasçıları doğru olarak tespit edilip davaya dahil edilerek usulen taraf teşkili sağlanmalı, bildirecekleri deliller toplanmalı, taraflar arasında taksime ilişkin derdest davalar birleştirilmeli, taksim delillerini bildirmek üzere davacı tarafa süre verilmeli, İsa ...'ın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallara ait kadastro tutanaklarının örnekleri dosya içine getirtilmeli, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşfe katılacak yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından İsa ...'ın terekesine dahil olan taşınmazların hangileri olduğu, akibetlerinin ne olduğu, kimler adına tespit edildikleri, mirasçıları arasında usulen taksim olup olmadığı, taksim varsa kimlerin payına hangi taşınmazların düştüğü, taşınmaz almayan mirasçısı varsa hissesine karşılık ne aldığı, muris İsa ...'ın sağlığında taşınmazlarını paylaştırıp paylaştırmadığı,
paylaştırmış ise kimlere hangi taşınmazların düştüğü tek tek sorulup saptanmalı, gerektiğinde beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/2112, K. 2010/6216, 22 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama