KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3153 E., 2010/4144 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2010
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... vekili Avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 299 ada 2 parsel sayılı 313,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ...'nin kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiş, ... Genel Müdürlüğü tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davası Gökçeada Kadastro Mahkemesi'nin 05.11.1998 tarih 1997/526 Esas, 1998/1147 Karar sayılı ilamıyla reddedilerek taşınmaz Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı ..., tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak hak düşürücü süre içinde tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın, mirasçılık belgesi çıkarılmadan açıldığı, buna ilişkin işlemler tamamlandıktan sonra davanın açılabileceği gerekçe gösterilmek suretiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın, mirasçılık belgesi alınmadan açıldığı ve buna ilişkin işlemler tamamlandıktan sonra davanın tekrar açılabileceği gerekçeleriyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır. Davacı, çekişmeli taşınmazın kocasından miras yoluyla kendisine kaldığı iddiasıyla taşınmazın adına tescili için dava açmıştır.
Nüfus kayıtlarında davacının kocasının sağ olduğu gözükmekle beraber davacı, kocasının yurtdışında vefat ettiğini, nüfus işlemlerinin zaman aldığını, bu işlemleri en kısa zamanda tamamlayacağını belirtmiş ve bu hususta süre verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılacak iş davacıya taraf teşkilini sağlamak ve taraf sıfatını kanıtlamak üzere uygun bir süre vermek iken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava açıldıktan kısa bir süre sonra dolmuş bulunduğu ve bundan sonra açılacak davaların hak düşürücü süre sorunu ile karşılaşacağı gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/3153, K. 2010/4144, 8 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama