KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3187 E., 2010/4768 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Çatalzeytin İcra Mahkemesi
Karar Metni
306 kelime·2 dk okuma
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık ...'ın İİK'nun 338., TCK'nun 62, 50/1-a, 52/2.maddeleri gereğince 1.500.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, İİK’nun 89/4.maddesi gereğince 6.000.00 TL tazminatın sanıktan tahsiliyle müştekiye verilmesine karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde sanık vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının temyiz isteminin reddi ve bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
5237 sayılı TCK’nun 50/5.maddesinde yer alan “Uygulamada asıl mahkumiyet bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir”şeklindeki düzenlemeye temyiz konusunda bir istisna getirilmemiş olması ve hüküm tarihi itibarıyla 647 sayılı Kanun’un 4/4.maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, sanığa isnat edilen gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan tayin olunan cezanın miktar ve nev’i itibarıyla hükmün, 21.07.2004 tarih ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasa’nın 3/B maddesi ile değiştirilen CMUK’nun 305/1.maddesi uyarınca, kesin olup, temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesiyle yürürlükte bulunan CMUK’nun 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
Tazminat istemine yönelik hükmün temyiz incelemesi sonunda ise;
Birinci haciz ihbarnamesine itiraz eden sanık hakkında tazminata hükmedilebilmesi için itiraz tarihi itibarıyla asıl borçlu ile üçüncü şahıs arasında kesinleşmiş ve muaccel alacağın bulunması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre sanığın asıl borçlunun emekli ikramiyesini vekaleten alması, ... plakalı aracın ise sanığa ait olup asıl borçlu ile irtibatının bulunmadığının anlaşılması karşısında taraflar arasında kesinleşmiş ve muaccel alacaktan söz edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca sanık hakkında talep edilen tazminatın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi,
Kabule göre de; Asıl borçlunun üçüncü şahıstaki alacaklı olduğu miktar ile sınırlı olmak üzere sanık hakkında tazminata hükmedilmesi gerekirken, asıl borçlunun müştekiye olan borcu oranında tazminata hükmedilmesi,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/3187, K. 2010/4768, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama