KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3352 E., 2010/4147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden ... vekili Avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 123 ada 18 parsel sayılı 1.611,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine tarafından davalı ... aleyhine açılan bu dava önce mahkemenin 2009/467 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş ise de 16.07.2009 tarihinde tefrik edilerek mahkemenin 2009/1650 Esasına kaydedilmiştir. Ne var ki, dosya mahkemenin 2009/1650 Esasına kaydedildikten sonra davalı taraf duruşmadan haberdar edilmemiş, keşif günü bildirilmemiş ve davalı tarafın yokluğunda yapılan keşfe dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi uyarınca hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulen davet etmeden hüküm veremez. Diğer taraftan aynı Yasa’nın 364. maddesi uyarınca da davanın taraflarının keşif gün ve saatini bilebilecek imkana sahip olmaları zorunlu bulunmaktadır. Somut olayda, davalı taraf duruşmada hakim tarafından dinlenmediği gibi iddia ve savunmalarını sunmak üzere duruşmaya davet edilmemiştir.
Diğer taraftan, duruşma gününden haberdar olmayan davalı taraf keşif gün ve saatini öğrenme imkanını da bulamamıştır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun anılan hükümlerinin anayasal dayanağını teşkil eden Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca herkes adil yargılanma hakkına sahiptir.
Adil yargılanma hakkının garantileri arasında yer alan “hakkaniyete uygun yargılanma ilkesi”, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkili katılma prensiplerini içermektedir.
Mahkemece, davalı taraf duruşma ve keşif gününden haberdar edilmemek suretiyle silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin katılma prensipleri ihlal edilmiş; davalı taraf, savunma ve iddialarını kanıtlama imkanından yoksun bırakılmıştır. Bu şartlar altında yapılan yargılamanın adil olduğundan sözedilemez. Adil olmayan yargılamaya dayanılarak hüküm tesisi usul ve yasalara, hukukun genel prensiplerine aykırıdır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/3352, K. 2010/4147, 8 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama