KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/348 E., 2010/986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 55 parsel sayılı 7639.98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında Hazine'ye bırakılan yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 111 ada 55 sayılı parselin davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın öncesinin mera olmadığı, tahsisli meraya doğru herhangi bir genişlemenin bulunmadığı ve davacı taraf lehine 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. ve 14.maddesinde öngörülen şatların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmaz hakkında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında 368 nolu belirtmelik parseli olarak ve hali-meradan sökülerek tarla haline getirtildiği belirtilerek Hazine adına 26.11.1965 tarih ve 186 sıra numaralı tapu kaydı oluşturulmuş olduğu gibi, taşınmazın etrafı, Toprak Tevzi Komisyonunca 348 parsel sayısı verilen ve kadastroca da mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılarak kesinleşmiş bulunan 111 ada 65 sayılı mera parseli ile çevrili bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın ve mera parselinin etrafındaki komşu parseller de davalı olup, bu parseller hakkında verilecek hüküm bu parseli de etkileyeceği halde tüm dava dosyalarındaki deliller birlikte değerlendirilmemiştir.
Her ne kadar taşınmazın bulunduğu yerde 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince mera tahsis çalışması yapılmış ve fen bilirkişi raporunda da bu çalışma sırasında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan sınırlandırılmaya uyulduğu belirtilmiş ise de; mera tahsis haritası getirtilerek ve kadastro paftası ile çakıştırılarak uygulanıp kapsamı kroki üzerinde gösterilmediği gibi, mera tahsis kararının 18.03.2005-17.04.2005 tarihleri arasında ilan edildiği, kadastro tespitinin ise 10.09.2006 tarihde yapıldığı, 4342 sayılı Yasa’nın 21.maddesinde öngörülen 5 yıllık süre geçmediği dikkate alınmamıştır.
Mahkemece taşınmaz ile mera parseli arasında yükselti farkı bulunduğu kabul edilmiş ise de; keşif sonrası ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda bu hususta yeterli açıklama olmayıp etrafındaki mera parseli ile arada ne şekilde sabit ve ayırıcı sınır bulunduğu anlaşılamamaktadır. Buna göre mera yönünden yapılan araştırmanın yeterli olduğundan söz edilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın bulunduğu yer ile ilgili mera tahsis kaydı ve haritası getirtilerek mahallinde yeniden taşınmazın bulunduğu köye komşu köylerden seçilecek, yöreyi iyi bilen, yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, sağ olan belirtmelik bilirkişileri, uzman fen bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel bir biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı,
etrafında bulunan 111 ada 65 sayılı mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın meradan elde edilip edilmediği sorulup saptanmalı, taşınmazın kamu orta malı mera niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı göz önünde tutulmalı, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera olmadığının anlaşılması halinde yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının tespit tutanağı iktisap sütununda yazılı beyanlar ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, ziraat bilirkişi kurulundan taşınmaz ile etrafındaki mera parseli arasında doğal ya da yapay sınır bulunup bulunmadığı, meraya doğru genişlemenin mümkün olup olmadığı ve taşınmazın meradan elde edilip edilmediği,
taşınmazın toprak yapısı, niteliği ve meyil durumu hakkında dıştan komşu taşınmazların toprak yapısı ile karşılaştırmalı biçimde ayrıntılı rapor alınmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi ve mera tahsisi haritası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle yapılan uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, aynı adada bulunan ve aynı şekilde davalı bulunan taşınmazlar ile ilgili hüküm bu parseli de etkileyeceğinden komşu parsellerin dava dosyasında alınan rapor ve toplanan deliller ile aynı şekilde davalı bulunan komşu parsellerin kesinleşme durumları da göz önünde bulundurulmalı,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/348, K. 2010/986, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama