KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/561 E., 2010/1055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
659 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 650 ada 18 parsel sayılı 9328.36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., yasal süresi içinde 650 ada 16 parsel sayılı 12383.04 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 2/4 payının kendi adına, 1/4’er payının... ve ... adlarına tespit edildiği, bu taşınmaza ait bir kısım yerin 650 ada 18 sayılı parsel içerisine dahil edildiği iddiasına dayanarak, davacı ... ise, 650 ada 18 sayılı parselin güney sınırının yola tecavüzlü olarak tespit edildiği iddiasına dayanarak dava açmışlardır.
Yargılama sırasında davacı ..., diğer paydaşları... ve ...’in de davacı olarak davaya dahilini istemiştir. Mahkemece, davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne ve çekişmeli 650 ada 18 sayılı parselin, fen bilirkişilerinin 08.09.2008 tarihli haritalarında (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen toplam 266.65 metrekarelik bölümün paftasında yol olarak gösterilmesine.
(C1), (C2) ve (C3) hafleri ile gösterilen 26.56 m2, 10.33 ve 31.87 m2’lik toplam 68.76 m2’lik bölümün 650 ada 18 sayılı parselden ifrazı ile 650 ada 16 parsele ilave edilerek 16 sayılı parselin 12451,08 m2 olarak tespit malikleri adına, 650 ada 18 sayılı parselin ise 8993.05 m2 yüzölçümü ile tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından, 650 ada 16 parsele eklenen bölüm yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının tutunduğu tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu, davalının dayandığı tapu kaydı yüzölçümünün 850 m2 olup, miktarından çok daha fazla yere revizyon gördüğü, kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanımı mümkünse de uyuşmazlık konusu yerin davacının tapu kaydı kapsamında kaldığı, her iki tapu kaydı aynı yeri kapsasa dahi eski tarihli olan davacı tapusuna itibar edilmesi gerektiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yetersiz, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davalı tarafın dayandığı ve tespitte uygulanan Kasım 1973 tarih 19 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümü 850 m2 ise de, bu kaydın geldisi 28.09.1937 tarih 96 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümü 10850 m2’dir.
Bu tapunun gittisi Ocak 1946 tarih 101 sıra numaralı tapu kaydında da yüzölçümü 10850 m2 olup bundan sonra tedavül gördüğü 28.03.1955 tarih 9 sıra numaralı kayıtta yüzölçümünün sehven 850 m2 olarak yazıldığı ve bundan sonraki tedavüllerde de yanlışlığın devam ettiği, taşınmazın gerçek yüzölçümünün ilk tesis tarihli tapu kaydında belirtildiği gibi 2010/561-1055 10850 m2 olduğu Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.12.2009 tarihli yazısından anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı ve davalının dayandıkları tapu kayıtları gereği gibi uygulanıp her iki tapu kaydının kapsamları belirlenmemiştir. Ayrıca davacı kendisi ve diğer müşterekleri ... ve ... adlarına tespit edilen 650 ada 16 sayılı parselin yüzölçümüne göre eksik olan kısmın, 650 ada 18 sayılı parselden ifraz edilip 650 ada 16 sayılı parsele eklenmesini istemiştir.
Diğer 1/4’er pay maliki olan ... ve ... tarafından süresinde usulüne uygun bir dava açılmadığı gibi açılan davaya da müdahil olmamışlardır.
HUMK’muzda "dahili davacı ile" adı altında düzenlenen bir müessese olmadığı halde bu kişiler, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen 31.07.2006 tarihli dilekçede yer alan istem nedeniyle davaya dahil edilmiş ve lehlerine karar verilmiş, davanın, davacının 650 ada 16 sayılı parseldeki 2/4 oranındaki payı ile sınırlı olarak görülmesi gerektiği gözardı edilmiştir.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, aynı yöntemle seçilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişisi tanıklar ve teknik bilirkişi huzuru ile yeniden keşif yapılarak davacı ve davalı tarafın dayandıkları tapu kayıtları uygulanıp sınırları tereddüde yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptanmalı, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla ispat etme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları kadastro tespit tutanağı ile çeliştiği takdirde tespit bilirkişilerinin tamamı tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
taraf tapuları çakıştığı takdirde eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği ilkesi gözönüne alınmalı, fen bilirkişisine keşfi izleme imkanı veren krokili rapor düzenlettirilmeli, davacının iddiasının doğru olduğunun kanıtlanması halinde davanın, davacının 650 ada 16 sayılı parseldeki 2/4 payı ile sınırlı olarak kabulü gerektiği, dava açmayan 1/4’er pay maliklerinin payının davalı uhdesinde bırakılması gerektiği düşünülmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/561, K. 2010/1055, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama