KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/232 E., 2012/1131 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
- Dava türü
- KADASTRO
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 427 ada 9 parsel sayılı 76.459,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın içerisinde sınırlarını göstereceği bölümün kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının çekişmeli taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dosya içeriğine göre ortak sınıra ilişkin olduğu ve herhangi bir belgeye dayanılmadığı bu nedenle uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve taraf tanıkları çekişmeli parselde, sete kadar olan bölümün davacı tarafın kullanımında olduğu, diğer kısımların ise davalı tarafın kullanımında olduğu haber verilmiş; ancak mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve taraf tanıkları tarafından zeminde gösterilen sınırlar keşif tutanağına tam yansıtılmadığı gibi, fen bilirkişisi raporunda da işaret ettirilmemiştir.
Bu nedenle taraflar arasındaki çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin kim tarafından ne şekilde ne zamandan beri kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Doğru sonuca varılabilmesi için özellikle davacı tarafın talep ettiği (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin sınırında davacı veya miras bırakanı adına tespit edilen taşımaz bulunup bulunmadığı belirlenmeli, ondan sonra taraflar arasındaki sınırın tam olarak nereden geçtiği mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve taraf tanıklarından sorulup duraksamaksızın saptanmalı, gösterilen yerler fen bilirkişisinin raporunda işaret ettirilmeli, beyanlar arasında çelişki olduğunda giderilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2012/232, K. 2012/1131, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama