KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2013/8185 E., 2013/8807 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 123 ada 26 parsel sayılı 36.506,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde Kemal oğlu ...'ın işgalinde olduğu belirtilerek tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., tapu kaydına dayanarak, çekişmeli taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kesin süre içerisinde aktif husumetin sağlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı 2.12.1991 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı maliklerinden biri olan ...'nin veraset ilamının dosyaya sunulmadığı ve tapu malikleri ... ve Kemalettin Karaçay'ın davaya muvafakatlerinin alınmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Davacı tarafın dayanak 2.12.1991 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydına göre, ... ve Kemalettin Karaçay eşit paylarla paylı (müşterek) mülkiyet sahibidirler.
Dosya kapsamından ise, dayanak tapu kaydı maliklerinden Kemalettin Karaçay'ın, davacı ...'ın miras bırakanı olduğu anlaşılmaktadır. Kemalettin mirasçıları arasında kural olarak elbirliği (iştirak) mülkiyeti söz konusudur. Ne var ki, dayanak tapu kaydının malikleri Kemalettin ile Selahattin arasındaki ilişki paylı (müşterek) mülkiyet şeklinde olduğundan her iki malik arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır.
Selahattin mirasçılarına karşı bir dava da açılmadığına göre, Mahkemenin, Selahattin mirasçılarının belirlenmesi ve onların muvafakatlerinin sağlanması gerektiği yolundaki gerekçesinde bir isabet bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın kendi adına tescilini talep ettiğine göre, dayanak tapu kaydı malikleri olan ... ve ...'den ya da mirasçılarından hangi yollarla (satın alma, bağış, hibe, taksim vb.) taşınmazın kendisine kaldığını kanıtlamak zorundadır.
Başka bir deyişle davacı tarafından, dayanak tapu maliklerinden Kemalettin terekesi adına bir dava açılmadığına göre, diğer mirasçıların yahut diğer paydaş Selahattin'in mirasçılarının muvafakatlarının sağlanması veya terekeye temsilci atanması zorunluluğu 2013/8185-8807
bulunmamaktadır. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar beyanlarında taşınmazın davacıya babası Kemalettin'den kaldığını belirtmişler ise de, ne şekilde ve nasıl intikal ettiği konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır.
Hal böyle olunca, davacı tarafa dilekçesi açıklattırılarak, diğer kayıt maliki Selahattin'in payının da kendisine ait olduğu iddiasında bulunup bulunmadığının; yine kayıt maliki ve murisi olan Kemalettin'in sağlığında veya ölümünden sonra mirasçılarından kendisine satın alma, bağışlama veya mirasçılarının miras paylarının devri yoluyla taşınmazın kendisine geçip geçmediği konusunda beyanının alınması,
buna göre kendi adına tescil istemekte hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunduğunun belirlenmesi halinde davanın esasına girilerek tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamı 3402 sayılı Yasa'nın 20/A maddesi uyarınca haritalarına göre belirlenmeli, davacının ayrıca zilyetliğe de dayanmış olması nedeniyle taşınmazın tapu kaydının kısmen ya da tamamen kapsamı dışında kalması halinde zilyetlik durumu da değerlendirilmek suretiyle.
Kemalettin Karaçay'a ait tapu kaydındaki payın, Kemalettin terekesine dahil olduğunun (taşınmazın geçerli bir hukuki işlemle davacıya intikal etmediğinin) saptanması halinde ise, davacının kendi adına tescil istemiyle dava açamayacağı ve açtığı davanın dinlenemeyeceği göz önünde bulundurulmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/8185, K. 2013/8807, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama