KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2017/5123 E., 2021/2662 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2021
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, Gemerek İlçesi Dendil Köyü çalışma alanında bulunan 186 ada 8 parsel sayılı 6.110,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, tarla vasfıyla davalı Lütfü Başel adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazı 1970 yılında ...'den satın aldığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 186 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacı ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...'ın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazı tapu malikinden satın aldığının kanıtlandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, tespit bilirkişisi Ziya Özman, tapu maliki ...'in çekişmeli taşınmazı davacı ...'a sattığını, taşınmazın yaklaşık 30 yıldır ...'ın zilyetliğinde bulunduğunu beyan etmiş ise de davacının kardeşi olan adı geçen tespit bilirkişisi aynı zamanda davacı ...'ın uzun yıllar Almanya'da yaşadığını da ifade etmiştir.
Mahalli bilirkişi Sadullah Yıldırım, çekişmeli taşınmazın davacının ağabeyi olan Rıza Özman'a satıldığını ve taşınmazı Rıza'nın oğlu Murat Özman'ın kullandığını; mahalli bilirkişi Sebahattin Özmen ise, taşınmazı davacının oğlu Murat Özman'ın kullandığını beyan etmiş olup,
davacı ...'ın nüfus kayıtlarının incelenmesinde Murat Özman adında bir oğlunun bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında Mahkemece tespit bilirkişisi ile yerel bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 13/B-b maddesinde öngörülen koşulların davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte iken bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın, "hükmün kapsamı" başlığını taşıyan 297. maddesinin (b) bendinde tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile TC kimlik numaraları, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi gerektiği ifade edilmiş olup; yargılama sırasında vefat eden davacı ve davalı tarafların mirasçıları da külli halefiyet ilkesine göre yargılamanın tarafları yerine geçtiğine göre, tarafların mirasçılarının karar başlığında yalnızca mirasçı olarak gösterilmesi ile yetinilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/5123, K. 2021/2662, 24 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama