KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2017/912 E., 2020/4739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2020
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ....Köyü çalışma alanında bulunan 121 ada 50 parsel sayılı 7. 500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... ve arkadaşları adına tespit ve tescil edildikten sonra, miras taksimi nedeniyle 25.07.2012 tarihinde kayden ... adına tescil edilmiştir.
Davacı ..., kendisine ait 121 ada 70 parsel sayılı taşınmazın bir kısımının davalıya ait 121 ada 50 parsel sayılı taşınmaz içinde tespit edildiğini bildirerek, çekişmeli alanın tapu kaydının iptali ve 121 ada 70 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 121 ada 50 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2016 havale terihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.722,86 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 121 ada 70 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde, “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu bu süre hak düşürücü süre olup kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen göz önüne alınması gerekir. Somut olayda dava konusu 121 ada 50 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 23.01.2001 tarihinde kesinleşmiş olup, davanın açıldığı 19.08.2015 tarihine kadar kanunda belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu kuşkusuzdur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/912, K. 2020/4739, 26 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama