KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2020/1837 E., 2020/4797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2020
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
- Kanun yolu
- TEMYİZ
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu... Mahallesi çalışma alanında bulunan 32 ve 33 parsel sayılı 2.138,18 ve 7.871,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydına dayalı olarak, 1/2’şer paylarla ...adına 24.10.1979 tarihinde tespit edilmiş ve hükmen 2/6’şar paylarla ...., 1/6’şar paylarla... adına aile mezarlığı vasfıyla 22.06.1981 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı ..., çekişmeli taşınmazın evvelinden beri mezarlık olduğu iddiasına dayanarak, tapu kayıtlarının iptali ile mezarlık vasfıyla adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 32 ve 33 parsel sayılı taşınmazların davalılar ..., Nesrin Bölükbaşı, Filiz Dündar ve ...’nun davayı kabul etmeleri nedeniyle bu kişilerin paylarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bir kısım davalıların kabul beyanı doğrultusunda paylarının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu 32 ve 33 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 24.10.1979 tarihinde yapılıp 22.06.1981 tarihinde kesinleştiği, davacının ise eldeki davayı 14.05.2015 tarihinde açtığı ve bu haliyle kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bu sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın esasına girilerek karar verilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2020/1837, K. 2020/4797, 27 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama