KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2007/5099 E., 2008/1546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
296 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Mehmet aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun diğer davalının yaptığı takibe itiraz etmeyerek kesinleştirdiği ve emekli maaşına haciz koydurduğu takibin muvazaalı olduğunun belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacının iptalini istediği borç ikrarının 14/02/2000 tarihinde yapıldığı, davanın açıldığı 15/08/2006 tarihine kadar İİK’nun 284. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiği ve 5411 sayılı Bankacılık Yasasında belirtilen 20 yıllık zamanaşımı süresinin davacı banka için uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine kara verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Mahkemece tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık yasal süre geçtiğinin kabulü ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hak düşürücü süre İİK.nun 284. maddesinde ifade edilmektedir. Tasarrufun iptali davalarında re'sen gözönünde bulunulması gerekir. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde davalı borçlunun 3. kişi davalı Abdulkadir Beyazit'e muvazaalı olarak borçlandığını açıklıyarak muvazaa nedeniyle yapılan
../...
-2- 2007/5099 2008/1546
haczin kaldırılmasını (hükümsüzlüğünü) istemiştir. Yerleşik uygulamada muvazaalı işlemlerin iptali için de her türlü dava açılabilmektedir. Muvazaaya dayalı davalarda hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu durumda davacı tarafa muvaza ile ilgili açıklamaları doğrultusunda inceleme yapılarak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2007/5099, K. 2008/1546, 27 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama