KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2007/539 E., 2007/582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan ... plakalı araca davalılardan İl Sağlık Müdürlüğüne ait ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarptığını, davalıların %30 kusur oranına isabet eden 5.156.10 YTL'si tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı İl Sağlık Müdürlüğü tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Davalı ... vekili kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, memur olan müvekkiline husumet yöneltilemiyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulü ile 3.875.00YTL'si tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda (... 3.875.00 YTL'sinin 2.7.2004 tarihinden itibaren
işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline) denildiği halde, gerekçeli kararda (... 3.875.00 YTL'sinin dava tarihi olan 8.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline) denilmiştir. Kısa kararda yazılı hüküm sonucu ile gerekçeli kararda yazılı hüküm sonucunun farklı olmaması gerekir. Aksi hal HUMK'nun 381 ve 388 maddelerine aykırılık teşkil eder ve de hükmün infazında duraksama yaratır. Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da açıklanan ilkeye ilişkindir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2007/539, K. 2007/582, 26 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama