KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2008/1205 E., 2008/1832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2008
- Mahkemesi
- İzmir Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını açıklıyarak borçlunun taşınmazının kayınbiraderine satışına ilişkin tasarrufun ve tapunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, takip dayanağı senedin tahrif edilmiş olduğunu, bundan dolayı menfi tespit davası açıldığını, suç duyurusunda bulunulduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, borçlu ile diğer davalı arasındaki akrabalık ve tasarrufun takipten kısa bir süre sonra yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
Tasarrufun iptali davaları, borçlu ile tasarrufta bulunan kişi aleyhine açılır; Bu kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur. Borçlu ile tasarrufta bulunan kişi devir aldığı mal veya hakkı bir başka kişiye devretmiş ise davacı talebini bedele dönüştürebilir. (İİK 283/2.)
Başka bir anlatımla, borçludan aldığı malı elden çıkaran davalıdan, satış tarihindeki gerçek bedelin, alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere tahsiline hükmolunur.
Somut olayda, borçludan dava konusu taşınmazları satın alan ... aynı taşınmazları dava dışı şahıslara devretmiştir. Hal böyle olunca davanın bedele dönüştüğü nazara alınarak davalı ...’in taşınmazları elden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri belirlenerek bu miktarlar nazarı itibare alındıktan sonra nakdi tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmek gerekirken bu yönler göz ardı edilerek ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2008/1205, K. 2008/1832, 10 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama