KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2008/1211 E., 2008/2870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı ... plaka sayılı aracın, davalılardan İsa Yılmaz’ın maliki, ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip, sigortalıya ödenen 450.114.210 TL. tazminatın tahsili için .... İcra Müdürlüğünün 2002/9779 esas sayılı icra dosyasıyla yaptıkları takibe vaki itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar .... ve..., husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece HUMK.’nun 409/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın HUMK'nun 409. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. İİK'nun 194. maddesi gereğince iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili tüm hukuk davaları ikinci alacaklılar toplantısının 10 gün sonrasına kadar durdurulur. Davacı vekili bu durumu faksla gönderdiği dilekçe ile mahkemeye bildirmiştir. Mahkemece tebligat gideri eklenmediği ve iflas masası memurlarının kimler olduğu bildirilmediğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Dilekçeyi davalı vekilinin göndermiş bulunması ve davacı şirketin iflasına ilişkin verilen kararın mahkemesi
ile esas ve karar numarasının da bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda iflas eden şirketle ilgili bütün davaların yasal olarak işlemlerinin durudurulması gerektiği düşünülebilir. Mahkemece ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar davanın durudurulmasına karar verilmesi gerektiği halde yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2008/1211, K. 2008/2870, 29 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama