KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/2472 E., 2009/5090 K.·-y Argıtayilamı –
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkillerinin desteğinin hayatını kaybettiğini ileri sürerek, davacı ... için 2.250,00 YTL, davacı ... için ıslah dilekçesi ile 5.490,78 YTL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, poliçe limiti ile sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı ... yönünden açılan davanın kabulüne, davacı ... yönünden açılan davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay tarafından davacı baba için yetiştirme gideri konusunda daha makul ölçüler ile yeniden rapor alınması gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece,iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ... yönünden, hükmün kesinleşmesi nedeni ile yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ... için, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 5.490,78 YTL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, ...’ın kazada hayatını kaybeden Meki’nin babası olduğunu ve ölüm nedeni ile desteğinden yoksun kaldığını ileri sürmüş, mahkemece, davacı babanın destekten yoksun kalma tazminatının, oğlu için yapacağı yetiştirme giderinden daha az olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiş, hüküm, yetiştirme giderine yönelik daha makul ölçüler esas alınarak yeniden hesaplama yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulmuş ise de, kurulan hükümde bozma ilamı gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden söz edilemez. Şöyle ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu defa, davacı babanın gelirinden , yetiştirme gideri olarak hiç pay ayırmayacağı, müteveffanın küçük yaştan itibaren ailesine destek olacağı kabul edilmiştir.
Oysa, her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup, bu yaş Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, erkek çocuklar için 18 yaş olarak kabul edilmiştir.
O halde, mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak, çocuğunun yetişmesi için, çocuğun yaşı, eğitim durumu, babanın geliri, ailedeki çocuk sayısı dikkate alınarak, babanın gelirinden makul oranda pay ayıracağı kabul edilerek, yapılacak hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2-Ayrıca, davacı vekili bozma ilamından sonra verdiği dilekçe ile davayı ıslah etmiş olup, her ne kadar bozma ilamından sonra davanın ıslahı mümkün değil ise de, davalı vekilinin bu konuda temyiz itirazı bulunmadığından bu husus davalı lehine bozma nedeni yapılmamıştır.
Davalı, kazaya neden olan aracın trafik sigortacısıdır. TTK.nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı ... şirketi tazminat talebinin tamamı yönünden dava açılmadan önce temerrüde düşürülmemiş olup, artık, dava dilekçesinde talep edilen tazminat tutarı yönünden dava tarihinde, ıslah ile artırılan tazminat tutarı yönünden ise, ıslah tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Mahkemece anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/2472, K. 2009/5090, 7 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama