KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/335 E., 2009/3006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... ve ... Ayakkabı Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ... aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun dava konusu taşınmazını davalı ...’e ve birleşen davada ise dava konusu araçlarını davalı şirkete satmasına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ...’e yapılan tasarrufta satış bedeli ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunması ve birleşen davada ise tasarrufa konu araçların borçlunun dayılarının ortağı olduğu şirkete satılmasından dolayı davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... Ayakkabı Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... Ayakkabı Sanayi Ticaret ve Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 3.kişi konumundaki davalı şirket ortakları Selçuk ... ve Secaettin ...’in, borçlu ...’nin dayısı olmalarına göre yapılan araç satışlarında borçlu olan ...’nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek olmalarına nazaran tasarrufun iptali gerekeceğine (İİY. 280/II) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 2 numaralı bent kapsamındaki sorumlulukları belirlenerek usul ve yasaya uygun bulunan ... ve 61 AN 742 plaka sayılı araç satışlarının iptaline ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2-Davalı ... Ayakkabı Sanayi Ticaret ve Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen 2007/115 esas sayılı dosyası için olduğu nazara alınarak tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcı ile vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda davalı ... Ayakkabı Sanayi Ticaret ve Ltd. Şti.’ne satılan taşıtların tasarruf tarihindeki değerleri alacak miktarından daha azdır. Bu durumda harç ve vekalet ücretinin dava konusu araçların değeri üzerinden hesaplanması gerekirken hem asıl hem de birleşen davayı kapsayacak şekilde takip miktarı üzerinden hesaplama yapılması doğru görülmemiş ve davalı şirketin karar ve ilam harcından sorumluluk miktarının 3.662 YTL olduğu ve davacı tarafa ödemekle yükümlü oldukları vekalet ücretinin 6.525.YTL olduğu belirlenmiştir.
2-Davalı ...’in temyiz itirazlarına gelince, dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK 278, 279 ve 280.maddelerinde tasarrufun iptali için öngörülen nedenler borçlu ile hukuki işlemde bulunan davalı 3.kişi ... yönünden gerçekleşmemiştir.
Şöyle ki, borçlu ... ile davalı ... arasında gerçekleşen dükkan satışına ilişkin tasarrufta taşınmazın tapudaki satış bedeli 12.000 YTL olup taşınmazın satış tarihindeki bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri 22.370 YTL’dir. Belirlenen bu durumuna ve yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre tasarrufa konu malın satış tarihindeki gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki farkın en az bir misli olmaması halinde borçlunun pek aşağı bir bedel kabul ettiği söylenemez.
Bunun yanında davalı ...’in dosyaya sunulan tapu kaydına göre tasarrufa konu taşınmazın bitişiğindeki dava dışı taşınmazı da satın aldığı bu anlamda kötüniyetli olmadığı anlaşılmış, bunun aksi de davacı tarafından ispat edilmiş değildir.
İzah edilen maddi ve hukuksal olgular karşısında davalı ...’e yapılan dükkan satışında bedel farkının olmadığı, kötü niyetinin de kanıtlanamadığı nazara alınmadan bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-Kabule göre de; birleşen davalarda hükümlerin farklı kurulması ve tarafların sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesi yerine her iki dava için tek hüküm kurularak davalıların ne miktar ile yargılama giderlerinden sorumlu olduklarının belirtilmemesi de doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/335, K. 2009/3006, 11 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama