KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/5541 E., 2009/5323 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun kendisine ait taşınmazını diğer davalı ...’e satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalılar arasındaki akrabalık ve borçlunun mal kaçırma amacının davalı ... tarafından bilinebilecek olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281).
Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Tasarrufa konu olan malın 3. kişi tarafından elden çıkarılması halinde ise davacıya 4. kişiyi davaya dahil edip etmeyeceği sorulmalı başka bir anlatımla davanın bedele dönüşüp dönüşmediği belirlenmelidir.
Açıklanan bu hukuksal çerçevede somut olaya dönüldüğünde; tasarrufa konu taşınmazın tapu kaydının dava dışı 4. kişi üzerinde olduğu getirtilen Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2005/8521 esas sayılı dosyasındaki tapu sicil müdürlüğü yazısından ve temyiz dilekçesine ekli tapu kaydından anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacıya, 4. kişi hakkında iptal istemi olup olmadığı diğer bir ifade ile davasını bedele dönüştürüp dönüştürmediğinin sorulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan davacı tarafından Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2005/8521 ve 2005/8522 esas sayılı icra dosyalarındaki alacakların tahsili amacıyla iş bu dava açılmış ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2005/8521 esas sayılı dosyasının dayanağı olan bonodan dolayı borçlulardan Selviye’nin borçlu olmadığının tespitine dair Bursa Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2008/222 esas sayılı dosyasının sonuçları da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/5541, K. 2009/5323, 14 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama