KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/565 E., 2009/3435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket nezdinde kasko sigortası bulunan müvekkiline ait aracın, tek taraflı trafik kazasında ağır şekilde hasarlandığını ve pertninin uygun bulunduğunu, olayın davalı şirkete ihbar edilmesine rağmen sürücünün kaza esnasında alkollü olması nedeniyle, hasarın teminat kapsamında kalmadığından bahisle zararın ödenmediğini, oysa ... tarafından olaydan sonra Sağlık Müdürlüğünden alınan raporda alkolsüz olduğunun tesbit edildiğini belirterek, 15.000.YTL araç bedelinin 11.4.2007 (hasar talebinin reddi) tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazadan hemen sonra trafik görevlilerince yapılan ölçüme göre, davacı aracının sürücüsünün %57 promil alkollü olduğunun tesbit edildiğini, kazanın oluş şekline göre de sürücünün alkol nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinin anlaşıldığını, araç sürücüsü kazadan saatler sonra bir başka kurumdan alkollü olmadığına dair belge almış ise de, kendisi tarafından hiç bir itirazda bulunulmadan imzalanmış alkol tesbit raporu karşısında alkollü olmadığı iddiasının inandırıcı olmadığını, hasarın teminat dışında kaldığını ve hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, olayın cereyan tarzı da dikkate alındığında kazanın akabinde düzenlenen ilk raporun gerçeği yansıttığı anlaşıldığından, bunun aksinin davacı tarafça daha üstün kan incelemesine dayanan raporla kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi vekili, davacı aracının sürücüsünün olay esnasında alkollü olması nedeniyle aracını güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi dolayısı ile kazanın meydana geldiğini ve hasarın bu nedenle teminat kapsamında olmadığını belirtmiştir.
HUMK.nun 275.maddesi gereğince mahkeme çözümü Özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Aralarında nöroloji uzmanı bilirkişi bulunmayan 14.7.2008 tarihli Adli Tıp Kurulu raporu hükme asas alınmıştır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları 5/5 maddesinde Karayolları Trafik Kanununda yazılı miktardan fazla alkol almış sürücünün aracı kullanması sırasında kazanın meydana gelmesi halinde ... zararın teminat kapsamı dışında kalacağı ifade edilmektedir. Bu halde, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281.maddesi hükmü uyarınca sigortacıya düşmektedir. Sürücünün kazaya neden olan hareketinin salt alkolün etkisiyle gerçekleştiğini davalı sigortacı kanıtlayabilir.
Somut olayda, davaya konu kaza 4.4.2007 günü saat 1.30'da meydana gelmiş; ayni gün saat 02.00'de trafik görevlilerince yapılan ölçümde davacı aracının sürücüsü ...'ın 0.57 promil alkollü olduğu tesbit edilmiş; bu ölçümle ilgili alkol tesbit raporu ... tarafında da imzalanmıştır.
Aynı gün saat 03.45'te Bursa Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen genel adli muayene raporunda araç sürücüsü ...'ın alkolsüz olduğu belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 14.7.2008 tarihli bilirkişi raporunda saat 02.00.'de 0.57 promil olarak ölçülen alkol düzeyinin 105 dakikalık zaman dilimi içinde vücuttan atılmak suretiyle sıfır düzeyine inmesinin tıbben beklenmediği, aralarında uyumsuzluk bulunan değerlerden hangisinin kişinin gerçek alkol düzeyini gösterdiğinin mevcut bulgularla ayırt edilemediği bildirilmiştir.
Araç sürücüsünün ehliyetinin 6 ay süreyle geri alınması nedeniyle Bursa 2.İdare Mahkemesinin 2007/986-2008/583 sayılı dosyasında idari işlemin iptali istemiyle açılan dava sonunda "kandaki alkol düzeyinin azalmasının şahsın cinsiyetine, kilosuna vs göre saatte ortalama 15 mg olduğu dikkate alındığında, davacı aracının sürücüsünün alkollü olup olmadığının ilk tesbit edildiği saat 02.00. ila ikinci tesbitin yapıldığı saat 03.45 arasında geçen 1 saat 45 dakikalık süre içinde kandaki alkol düzeyinin 0.57 promil azalması mümkün olmadığından,
saat 03.45 itibariyle alkolsüz olduğu adli muayene raporuyla sabit olan davacının denetimin gerçekleştiği saat 02.00. itibariyle yasal sınırı olan 0.50 promilin üstünde alkollü olmadığı, ilk tesbitin hatalı olduğu sonucuna varıldığından işlemin iptaline karar verilmekle; araç sürücüsü ...'ın 0.50.promilin altında alkollü olduğu tespit edilmiş, sürücüsü de alkol tesbit raporunu imzalamakla alkollü olduğunu kabul etmiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; sürücünün 0.50 promilin altında bile olsa alkollü olduğunun kabulü ile içlerinde bir nöroloji uzmanı bir de İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek makina mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, kazanın münhasıran (salt) alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışında başka etkenlerin var olup olmadığının tesbiti ile dosyadaki tüm delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/565, K. 2009/3435, 21 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama