KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/11039 E., 2011/8539 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkillerinin desteği ...’in kullandığı bisiklete çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, ıslâh ile arttırılmış babası Yusuf için 5.164.94 TL, annesi ... için 7.564.02 TL ve kardeşi Şeyda için 2.000.00 TL olmak üzere toplam 14.728.96 TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan (davalı ... yasal faizden sorumlu olarak), davacı ... için 30.000.0 TL, ... için 30.000.00 TL ve Şeyda için 20.000.00 TL olmak üzere toplam 80.000.00 TL manevi tazminatın,
kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... Ltd. Şti. ve ...’den (davalı ... yasal faizden sorumlu olarak) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. yetkilisi, duruşmaya katıldığı halde davaya cevap vermemiştir. Davalı ... vekili, kusur oranına ve tazminat miktarlarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, kusur oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini, yasal faiz istenebileceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tarafların kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 7.564.02 TL, davacı ... için 5.164.94 TL maddi tazminatın, davalılardan (sigorta yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle, diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren, davalı ... Ltd.
Şti. yönünden ticari faiziyle, davalı ... yönünden yasal faiziyle birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’in maddi tazminat isteminin reddine, davacı ... için 5.000.00 TL, ... için 5.000.00 TL ve Şeyda için 3.000.00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... Ltd. Şti. ve ...’den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılar ... ve ...
Sigorta A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken, olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar için takdir olunan manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalı ... Sigorta A.Ş.’nin sadece maddi tazminattan sorumluluğuna karar verildiğine göre, mahkemece, hükmedilen maddi tazminat miktarına isabet eden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, manevi tazminata isabet eden kısımdan da sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/11039, K. 2011/8539, 3 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama