KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/1924 E., 2010/8292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), İcra Müdürlüğü’nün Esas sayılı dosyasından yazılan talimat uyarınca, İcra Müdürlüğü’nün Talimat sayılı dosyasında yapılan günlü haczin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahcuzların kendisine ait faturalı mallar olduğunu,sunulan belgelere rağmen haciz işlemine devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek şikayet başvurusunun kabulü ile mahcuzların kendisine teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığını, istihkak davası olarak açılması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin yapıldığı ... yerinin ve mahcuzların davacıya ait olduğu,sunulan fatura ve sevk irsaliyelerinin bunu doğruladığı, İİK’na göre yalnızca borçlunun mallarının haczedilebileceği, 19.06.2008 günlü haciz işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu “gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, üçüncü kişinin, İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davasına ilişkindir.
HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hakim,tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup,onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Somut olayda dava, şikayet başvurusu olarak açılmışsa da; dava dilekçesi içeriğinden uyuşmazlığın, üçüncü kişinin mülkiyet hakkına dayalı istihkak iddiasına ilişkin olduğu açıktır.
İstihkak davaları ise İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre öncelikle dava değerinin takip konusu alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise ona göre belirlenmesi, nispi karar ve ilam harcının bu miktar üzerinden hesaplanması ve 1/4’ünün ise başlangıçta peşin olarak alınması, diğer yandan tarafların HUMK’nun 508. vd. maddelerine uygun uyarılı çağrı kağıdı ile duruşmaya davet edilip, delillerini ilk oturuma kadar sunma olanağının da kendilerine tanınması gerekir.
Somut olayda davanın şikayet olarak nitelendirilip, maktu karar ve ilam harcı ile yetinilmesi hatalıdır. Ayrıca taraflara tüm delillerini sunma olanağı tanınmalı, delil bildirildiğinde toplanmalı, alacaklı vekilinin haciz adresinin borçlu tarafından kiralandığı yönündeki haciz tutanağına geçen beyanı ve üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçekliği ile mahcuzlara uygunluğu yönünde yöntemince araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Uyuşmazlığın şikayet olarak değerlendirilip yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/1924, K. 2010/8292, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama