KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2064 E., 2011/748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, aracın pertinin uygun görüldüğünü, ihbara rağmen davalının zararı karşılamadığını belirterek şimdilik 23.000 TL.nin 6.2.2008 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün hastane kayıtlarına göre giriş kaydı bulunmasına rağmen tedavisini yaptırmadığını araçta yolcu olarak bulunan yaralı ...un kolunun kırılmasına rağmen hastaneye gitmediğini ve araç içinde yaralandığını gizlediğini, sürücünün alkol raporunu olaydan 18 saaat sonra aldığını doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını dava tarihinden yasal faizle sorumlu olabileceklerini hasarın teminat dışı kaldığını hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269. maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasınında rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda
sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sgorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf (husumet) ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan Türkiye ... Bankası A.Ş ... Şubesi 9.4.2009 tarihli yazısı ile "bankanın dain mürtehinlikten doğan haklarının saklı kalması kaydıyla dava açılmasına muvafakat ettiklerini bildirmiştir. Şarta bağlı muvafakat geçerli değildir.
Bu durumda mahkemece dain ve mürtehin sıfatı bulunan Türkiye ... Bankası A.Ş ... Şubesi'nin açık ve şartsız muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/2064, K. 2011/748, 3 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama