KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4428 E., 2010/8406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalıya kasko sigortası sözleşmesiyle sigortalı olan aracın hasarlandığını, ancak sigorta tarafından hasar bedelinin ödenmediğini, 2.222,51 TL tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine itirazın iptalini ve % 40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun ihbar yapılmadığını ve istemin fazla olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu sigorta türünün, bir meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik olduğu dikkate alındığında, tazminatının da önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında,İİK.nın 67. maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmekte ise de söz konusu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/4428, K. 2010/8406, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama