KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4673 E., 2010/8866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
763 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın müvekkillerinin murisine ait araca çarpması nedeniyle aracın ağır hasar gördüğünü belirterek 7.000 TL.tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Mot.Ar. Ltd. Şti vekili, aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığını, işleten olmadıklarını davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davanın reddini savunmuş, davalı ... kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediğini belirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; uzun süreli kira sözleşmesine göre işleten sıfatı kalmadığı gerekçesi ile ... Mot. Ar.İnş. Taah.San.ve Tic. Ltd.Şti hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile 7.000 TL. tazminatın davalı ... poliçe limiti ve dava tarihinden işleyecek faizden sorumlu olmak üzere olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. den tahsiline karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, sözkonusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, davalı ...’un temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmektedir.
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince ;
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, araç işletenliği sıfatının hangi davalıda bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmamak kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı ... Mot. Taş. Ltd Şti. zarara neden olan aracın maliki olup olay tarihinde aracı uzun süreli kiralamış olduğu savunmasında bulunmuştur.
Davalı tarafından aracın dava dışı şirkete kiralandığı dolayısıyla işleten sıfatının kalmadığına dair savunması adi yazılı kira sözleşmesine dayanmaktadır. Mahkemece işleten sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de davalının bu savunması başka güçlü delillerle kanıtlanmamış ve desteklenmemiş olup, ne var ki, bu konuda sunulan deliller üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte değildir. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller değerlendirilirken, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde göz önünde bulundurularak, davalı ... Mot. Ar. İnş. Taah. San ve Tic. Ltd.
Şti.'e ait araç, diğer davalıya kiralandığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği,
ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği,gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının hangi davalıda bulunduğu,hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/4673, K. 2010/8866, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama