KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5472 E., 2010/9025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı kamyon ile karşı şeritteki minibüsün çarpışması sonucu davacıların desteğinin öldüğünü, davacının sürücüsünü 2/8 kusurlu kabul ederek davalılara toplam 3.271 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini, ancak Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davacının sürücüsünün 1/8 kusurlu olduğu anlaşıldığından fazla ödenen 1.635,50 TL'nin ödeme tarihi olan 8.4.2004'den işleyecek ticari faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davalı ... ve Muazzez hakkındaki davanın reddine, Davalı ... ve Akile hakkındaki davanın kabulü ile, 1.635,50 TL nin 8.4.2004 tarihinden işleyecek ticari faizi ile tahsiline, davalılar lehine avukat ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan ,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı rücuan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Davalılar ... ve ... hakkındaki maddi tazminat istemleri husumet yokluğu
nedeni ile red edilmiş olmasına rağmen kendilerini yargılama sırasında vekil aracılığı ile temsil ettiren adı geçen davalılar yararına AAÜT hükümleri uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiştir.
3- 818 sayılı BK’nun 61/1. maddesine göre haklı bir neden olmaksızın başkasının zararına zenginleşen kimse onu geri vermek zorundadır. Davadan önce davalılara ulaşmış herhangi bir ihtar bulunmadığından ,davalıların geri verme borçlarını öğrendikleri tarih dava tarihidir.Bu sebeple temerrüt tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerekirken yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5472, K. 2010/9025, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama