KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5571 E., 2010/6239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Antalya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/542 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına haciz konulan 07 GK 911 plaka sayılı aracın, davacı tarafından rehin bedeli ödendikten sonra noterde yapılan sözleşme ile satın alındığını, böylece mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, araçların trafik kaydı takip borçlusu adına olduğundan haciz talebinde bulunduklarını,davanın açılmasına neden olmadıklarını, tasarrufun iptali davasını açmayı düşündüklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, son oturumda ise haczin kaldırılması taleplerinin bulunduğunu bildirdiği görülmüştür.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “alacaklının, dava tarihinden sonra icra müdürlüğüne yaptığı başvuru ile dava konusu araç üzerindeki haczin kaldırıldığı, böylece davanın konusuz kaldığı” gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.İİK'nun 97/15. maddase kapsamında tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşullar oluşmadığından, davacı üçüncü kişi vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı icra dosyasında istihkaka iddiasında bulunmadan doğrudan dava açma yolunu seçmiştir.Alacaklı vekili, davadan haberdar olduktan sonra ve hüküm tarihinden önce haczin kaldırılması talebinde bulunmakla birlikte yargılama aşamasında davanın reddi gerektiğini savunmuş,istihkak iddiasına itiraz etmedikleri yönünde bir beyanda bulunmamıştır.
Öte yandan dava konusu araca ilişkin noter satış sözleşmesi ile mülkiyet hacizden önce üçüncü kişiye geçmiş, satışın alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik bir işlem niteliği taşıdığını gösteren deliller elde edilememiştir.
Bu durumda konusuz kalan davada, yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davanın açılmasına neden olan davalı alacaklının sorumlu tutulması gerektiği dikkate alınmadan yazılıl biçimde karar verilmesi hatalı ise de; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden,hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5571, K. 2010/6239, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama