KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5687 E., 2010/8804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar ... ve ... vekilince istenmiş, davalı ... vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.10.2010 Salı günü davacı T.... Bankası AŞ vekili Metin Dede geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ...’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazın 150/240 payını davalılardan ...’a, 30/240 payını ise diğer davalı ...’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılardan ... davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması için tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir. HUMK.nun 73. maddesine göre mahkeme tarafları dinlemeden iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı tebligat yasasının 10. maddesine göre de tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. So-
mut olayda davalılardan ...’a dava dilekçesi tapu sicil müdürlüğünün 27.02.2008 tarihli yazısı ile bildirilen “... Mahallesi ...
Sokak No:10/1” adresinde 7201 sayılı tebligat yasasının 35. maddesine göre yapılmış, adı geçen davalı duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış ise de dava konusu taşınmazın satışına ilişkin düzenlenen ve dosya arasında bulunan resmi akit tablosu incelendiğinde bildirilen adresin diğer davalılardan ...’a ait olduğu davalı ...’nin adresinin ise yine aynı akit tablosunda bildirilen “Kuzguncuk ...
Sokak No:18 ...” olduğu anlaşılmakta, böylece HUMK.nun 73. maddesine aykırı biçimde yanlış adrese tebligat yapılmak suretiyle davalının savunma hakkı kısıtlanmış olmakla davalı ...’a duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamış, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olmakla davalı ... yönünden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2)Davalılardan ...’ın temyiz itirazlarına gelince; Tasarrufun iptali davasının konusu, iptale tabi bir tasarruf ile borçlunun 3.kişiye devretmiş olduğu mal veya hak üzerinde davacı alacaklının cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde etmesidir. İptal davası ayni bir dava olmayıp şahsi bir davadır. Dava konusu mal veya hak lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu 3. kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4. kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edilebilir.
Somut olayda dosya arasındaki tapu kayıtlarının incelenmesinden borçlu davalı ...’ın dava ve tasarrufa konu edilen 11 parsel sayılı taşınmazın 150/240 payını 24.08.2005 tarihinde davalı ...’a sattığı, ...’ın satın aldığı taşınmazın 45/240 payını 20.09.2005 tarihinde dava dışı olan Mukadder Diner’e, 10/240
Payını da 17.11.2005 tarihinde yine dava dışı ... sattığı, ...ise satın aldığı paydan 5/240 payını dava dışı ... ...’e, 20/240 payını da yine dava dışı Satı Konur’a satmış olduğu üçüncü kişi konumundaki davalı ... adına 95/240 payın kaldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda alacaklı davacı tarafından tasarrufa konu taşınmazları davalı ...’den devralan 4. kişi konumundaki ...ve ... ile beşinci kişi konumundaki ... ... ve Satı Konur’un kötü niyetli olduklarının ileri sürülmesi halinde adı geçen kişileri davaya dahil edip etmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde kendilerine tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi,
alacaklı davacının dava dışı olan ve yukarda isimleri geçen kişileri davaya dahil etmemesi halinde 3. kişi ... yönünden taşınmazın elden çıkardığı 55/240 payı yönünden davanın tazminat isteğine dönüştüğü kabul edilerek bu payların elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değerleri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tazminata mahkum edilmesi, geri kalan 95/240 pay yönünden ise tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu ... tarafından satın alınan tüm paylar yönünden iptal kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5687, K. 2010/8804, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama