KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6397 E., 2010/9271 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... AŞ ile davalı ... Mağaza AŞ aralarında görülen davada Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2009 gün ve 2007/334-2009/184 sayılı kararı Daire’nin 02.02.2010 gün ve 2009/8869-2010/719 sayılı ilamı ile bozulmuş olup davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davalı şirket tarafından işletildiği otoparkta park halinde iken çalındığını, araç bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının otopark işletmecisi olarak sorumlu olduğunu belirterek 55.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kasko sigorta sözleşmesine göre davacı şirket teminat kapsamında olmayan zararı ödediğini, rücu edemeyeceğini, sigortalı ve şoförünün aracın anahtarını üzerinde bırakarak gittiklerini, müvekkilinin sorumlu olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; anahtarın araç üzerinde bırakılıp kapılar kilitlenmek suretiyle otoparkta bırakıldığı, kasko sigorta poliçesi genel şartlarında yapılan değişikliğe göre aracın anahtarla çalınması halinin ek sözleşme ile teminat altına alınabileceği, ek sözleşme yapılmadığı, sigorta şirketinin teminat kapsamı dışında kalan tazminatı ödemiş olması nedeniyle davalıya rücu edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar Dairemiz tarafından, kasko sigorta sözleşmesinin düzenlendiği tarihte geçerli olan poliçe genel şartlarına göre, aracın anahtar ile çalınması-
nın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta sözleşmesinin düzenlendiği 17.9.2005 tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca A.1.e maddesine göre, aracın anahtar ile çalınması kasko sigortası teminatı altındadır. Davacı kasko sigorta şirketi teminat kapsamındaki zararı, sigorta ettirene ödedikten sonra, davalı tarafından işletilen otoparktan çalınması nedeni ile B.K'nun 463 ve devamı maddeleri uyarınca zarardan olumlu olan davalıdan, ödediği tazminatın rücuan tahsilini talep edebilir. Ne var ki, talep edebileceği tazminat tutarı, sigorta ettirene ödediği tazminat tutarı değil, ancak ödemesi gereken tazminat tutarıdır.
TTK'nun 1293.maddesi uyarınca sigorta ettiren, zararı önlemeye ve azaltmaya yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür. Önlem alma yükümlülüğüne aykırı davranma halinde TTK'nun 1292/son fıkrası hükümleri uygulanır. Davalı vekili, sigortalının aracın çalınmasında kasti davranışı yada müterafik kusuru olduğunu, aracın çalınmaması için gerekli önlemin alınmadığını savunmuştur.
Dosya kapsamında yer alan araç maliki ve sürücüsünün beyanlarında, aracın davalı tarafından işletilen kamyon garajına bırakıldığı, aracın kontak anahtarının üzerinde olduğu ve yedek anahtar ile kapılarının kilitlendiği belirtilmiştir. Üstelik araç, her ne kadar dip koçanı başka bir numarayı gösterse dahi, olay yerinde hemen oluşturulamayacak, üzerinde araç plakasının yer aldığı basılı bir makbuz ile garajdan çıkarılmıştır.
Davalı vekili tarafından, sigorta ettirenin aracın çalınmasında kasti bir eylemi olduğu bu nedenle rizikonun teminat dışında sayılması gerektiği hususu kanıtlanamamış ise de, sigorta ettirenin zararın doğmaması için gerekli önlemi almadığı savunması üzerinde durularak sigorta ettirenin müterafik kusurunun varlığının kabulü halinde TTK'nun 1292/son fıkrası hükmü uyarınca, zarardan indirim yapılmak suretiyle rücuan tazminata karar verilmelidir.
Bu nedenle, bozma ilamı tazminat tutarının tayini noktasında anılan hususa yer verilmemesi nedeniyle doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/6397, K. 2010/9271, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama