KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/8268 E., 2010/7749 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin evine girerek aracın anahtarlarını alan kişilerce çalındığını, araç bedelini sigortalıya ödenmediğini, 200.000,00 TL. araç bedelinin tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın anahtar ile çalındığını, kasko sigorta poliçesinde teminat dahilinde sayılan şartların bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile; itirazın kısmen iptali ile takibin 208.055,55,TL. üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK'nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan ... Türk Katılım ... ...nin 26.1.2009 tarihli yazısı ile bankaya olan alacak tutarındaki kısmı üzerinde rehin hakkının devamı ve bu tutarın öncelikle bankaya ödenmesi kaydıyla muvafakat edecekleri belirtilmiştir. Şarta bağlı muvafakatın geçerli olduğu kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan ... Türk Katılım ... A.Ş'nin açık ve şartsız muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/8268, K. 2010/7749, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama