KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/8293 E., 2010/8592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ...’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında kendisine ait taşınmazı muvazaalı olarak davalılardan M....’a sattığını onunda diğer davalıl ...’a, ...’in de davalı ...’ya sattığını öne sürerek kendilerine taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... ile M.... davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne ve taşınmaz üzerinde davacı tarafa haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu ta-
şınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda davacı alacaklı borçlu davalı ... ile hakkında icra takibi bulunmayan eşi ... tarafından davalılardan ...’a, onun tarafından ...’a, onun tarafından da diğer davalı ...’ya satılan 6521 ada 9 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiş, davalılardan ... ve ... ile ... davayı kabul etmişlerdir. Davalılar tarafında delil listesinde bildirilen ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/474 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde davanın ... ve ... tarafından ..., ... ve ... aleyhine açılan ve tasarrufun iptali davasına konu edilen 6521 ada 9 sayılı parsele ilişkin tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu, davanın kabulüne ve daha önce davalılara satışı yapılan payın ... ve ... adına tesciline karar verilip dosyanın temyiz incelemesi için yargıtay’a gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda taşınmazın borçlu davalı adına tesciline dair kararın kesinleşmesi halinde eldeki davanın konusuz kalacağının düşünülerek ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/474 esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi davalılardan ... hakkında davacı alacaklı tarafından yapılmış bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi
gerekirken adı geçen davalı hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/8293, K. 2010/8592, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama