KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/10439 E., 2012/3968 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
261 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili için davalıya yönelik başlattıkları icra takibine itiraz edildiğini bildirerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, kaza tespit tutanağında müvekkiline atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 3.266 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nun 1301. maddesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili sigorta şirketinin alacağının tahsili için davalılara yönelik icra takibi başlattığını ancak davalıların haksız şekilde itiraz ederek icra takibinin durmasına neden olduklarını belirterek davalıların itirazlarının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, talep doğrultusunda yargılama yapılarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu alacak davasının tahsiline şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/10439, K. 2012/3968, 2 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama