KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/11300 E., 2012/14863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile davacıların desteği ... idaresindeki aracın çarpışması sonucu ...'nın vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ... için 7.000,00.-TL ve çocukların her biri için ayrı ayrı 1.000,00.-TL destek tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve etmiş, ... için dava ıslahla artırılmıştır.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile eş ... için 172.000,00.-TL ve çocukların her biri için ayrı ayrı 1.000,00.-TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kaza tarihi dikkate alındığında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 39. maddesi gereğince taksirle değil, ancak kasten gerçekleştirilen eylemler sonucu doğan zararlar nedeni ile bağlanan aylıklar için peşin sermaye değerinin zarar verene rücu edilmesinin sözkonusu olmasına göre davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair
temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanununun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup "ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır.
Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır.
Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunan yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur.
Buradaki amaç zarar gödenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır.
Somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda müteveffanın (destek) geliri hesaplanırken, iki limited şirket ortaklığı, taşınmazından elde ettiği kira geliri ve çiftçilik yaparak elde ettiği gelirler dikkate alınarak aylık 4.000,00.-TL geliri olduğu değerlendirilerek bu miktar üzerinden tazminat hesabı yapılmış ise de, desteğin gelirinin belirlenmesinde yapılan araştırma yeterli olmadığı gibi yukarıdaki açıklamalara uygun olmayan soyut değerlendirmelerle gelir tespit edilmiştir.
Öncelikle davacıların mirasçı oldukları gözönüne alındığında desteğin ölümü ile adına kayıtlı taşınmazlar yasal mirasçılarına geçecektir. Bu anlamda kira geliri getiren taşınmazın bu niteliği devam edeceğinden davacıların müteveffanın vefatından sonra da malvarlığında eksilme olmayacaktır. Bunun yanında davacı yanın iddiası müteveffa ...'nın taşınmazlarında tarım yaptığı ve ayrıca bir nakliye aracını kendisinin kullandığı yönünde olduğuna göre çiftçilik yaptığı iddia edilen taşınmazlara ve kendisinin kullandığı
araca ilişkin bilgileri toplanarak, yapılan tarım ve kullanılan nakliye aracından sağlanan bir gelirin bulunması halinde bu gelirin elde edilmesinde desteğin kişisel katkısı belirlenip bu miktar üzerinden destek zararının hesaplanması gereklidir. Ayrıca desteğin ortaklığının bulunduğu limited şirketler yönünden de şirketin kazançları göz önünde tutulmak suretiyle desteğin geliri hesaplanmıştır.
Bu gibi durumlarda, desteğin kişisel yetenek ve emeğinin şirket gelirine katkısı belirlenmeli ve bu miktar üzerinden destekten yoksunluk zararı belirlenmelidir.
Bu bakımdan böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, desteğin gelirinin daha net kriterle ortaya konulması gerekmekte olup, açıklanan hususlar gözönüne alınarak desteğin birden fazla gelir getirici faaliyetin bulunması halinde hakkaniyete uygun muhtemel bir gelirin belirlenmesi ile uzman aktüer bilirkişiden yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Yine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, desteğin pasif dönemde aktif dönemdeki aylık gelirinin tamamı oranında gelir elde edeceği değerlendirilerek artış uygulanmaksızın % 10 iskontoya tabi tutularak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak zarar kapsamı belirlenirken desteğin pasif dönemde asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği benimsenmeli ve bu miktar esas alınarak pasif dönem zarar miktarı belirlenmesi gerekirken anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/11300, K. 2012/14863, 26 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama