KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/2756 E., 2011/11552 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
756 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 9. İcra Müdürlüğü’nün 2007/15885 Takip sayılı dosyasında trafik kaydına 05.11.2007‘de haciz konulan... ve... plaka sayılı araçların noterde yapılan sözleşme ile hacizden önce üçüncü kişi tarafından satın alındığını, mülkiyetin davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, ihtiyati haciz kararından bir gün önce yapılan satışın alacaklıdan mal kaçırmak için yapılmış muvazaalı devir olarak kabul edilmesi gerektiğini, haczin trafik kaydına göre konulduğunu, satışı bilebilecek durumda olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, 25.07.2008 günlü oturumda ise talepleri üzerine hacizlerin kaldırıldığını belirtmiştir.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu araçların kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay yüksek 21. H.D.nin 24.12.2009 gün, 18061–16968 sayılı ilamı ile hüküm,
hacizlerin hükümden önce kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu araçların trafik kaydına haciz konulmasından önce üçüncü kişi tarafından satın alındığı, bu nedenle davanın kabulüne yönelik verilen ilk kararın 21. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hükümden önce 21.07.2008’de hacizlerin kaldırılması nedeni ile konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama giderleri ile nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu,
dava değeri olarak alacak miktarından daha az olması nedeni ile mahcuzların değeri olan 69.011,00.-TL’nin dikkate alınması gerektiği“ gerekçesi ile kesinleşen hususta karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiş, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davacı üçüncü kişi üzerinde bırakılmış; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu hacizler istihkak davasının yargılaması aşamasında ilk hükümden önce alacaklı vekilinin talebi ile kaldırılmış, böylece her iki araç yönünden açılan istihkak davası konusuz kalmıştır. Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Diğer yandan Mahkemece uyma kararı verilen bozma ilamında dava konusuz kaldığı için maktu karar ve ilam harcı ile araçların satış değeri üzerinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekâlet ücretine hükmedilerek davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte iki ayrı aracın trafik kaydına konulan hacizlerin kaldırılması isteği aynı dava sırasında ileri sürüldüğüne göre dava değerinin her bir haciz açısından ayrı ayrı belirlenmesi, buna göre nispi vekâlet ücretinin tespitinde her bir aracın satış değerinin ayrı ayrı dikkate alınması, bakiye nispi harcın iadesi ve yargılama giderlerinin de buna uygun olarak hesaplanması gerekecektir.
Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/2756, K. 2011/11552, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama