KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/2267 E., 2012/7421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait davalı yönetimindeki aracın karıştığı trafik kazasında dava dışı 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören aracın kasko sigorta şirketi tarafından müvekkili hakkında Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/218 Esas sayılı dosyasında rücuen tazminat davası açıldığını ve yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 6.684,95 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının 22.3.2010 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, hükmün derecattan geçerek kesinleştiğini,
müvekkili tarafından Ankara 12.İcra Müdürlüğü'nün 2003/4993 sayılı dosyasına 27.617 TL'nın 3.1.2011 tarihinde ödendiğini, davalının olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek 27.617 TL'nın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/218 Esas sayılı dosyasındaki davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, kaza tarihinde müvekkilinin davacının çalışanı durumunda olduğundan aralarındaki iş hukuku münasebetinden dolayı iş bu davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, müvekkilinin olay tarihi itibariyle davacının alt işvereni nezdinde sigortalı işçisi olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından ağır iş koşullarında işçi
sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği tedbirler alınmaksızın, iş hukukunun amir hükümlerine riayet edilmeksizin çalıştırıldığını, aşırı fazla mesai çalışması yaptırıldığını, haftalık izin, resmi tatil, yıllık izinlerinin düzenli kullandırılmadığını, ağır koşullar altında çalışan müvekkilinin sürekli yorgun ve uykusuz şekilde araç kullandırılması nedeniyle davaya konu kazayı yaptığını, çalışma koşulları nedeniyle davacının olayın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunu,
müvekkilinin çalışma koşulları ve bu nedenle işverenin kusur durumunun müvekkilinin daha önce davacıya ait işyerinde çalıştığı sırada geçirdiği iş kazası sebebiyle davacı hakkında iş mahkemesinde açılan dava dosyasında belirlendiğini davacı ile müvekkili arasındaki iş ilişki ve rücu koşullarının mevcut olup olmadığının tartışılması gerektiğini, kusuru kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 27.617 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı şirkete ait aracın sürücüsü davalı tarafından yapılan trafik kazası sonucu dava dışı 3.kişiye ait araçta meydana gelen ve davacı tarafından ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken hususlardandır. Somut olayda davacı şirket ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi dolayısıyla hizmet sözleşmesi bulunmaktadır.
Davalı olay tarihinde işvereni olan davacı şirketin işleteni olduğu araçla şoför olarak görev yaptığı sırada kazaya karışmıştır. Davacı araç işleteni olmasının yanında ayrıca davalının işvereni konumundadır. Dosyada kusur yönünden incelemede iş güvenliği uzmanı makine mühendisine yaptırılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'na göre olayın değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, davalı vekilinin görev itirazının davanın mahiyeti gereği davaya bakma görevi kendilerine ait olduğundan bahisle reddine karar verilmiş ise de bu hal dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Bu durumda mahkemece davalı vekilinin görev itirazının kabulü ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dava
dosyasının süresi içinde talep edilmesi halinde görevli ve yetkili iş mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/2267, K. 2012/7421, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama