KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2012/4548 E., 2013/2312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.2.2013 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı ... vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı eski çalışanı ... ’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve muvazaanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281).
Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda tasarrufta bedel farkının bulunmadığı ve muvazaanın ispat edilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğu söylenemez.
Davalı ...’in satın alınan yerdeki işletmede müdür olarak çalıştığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığına göre bu husus nazara alınarak adı geçen davalının davalı borçlu ... ’nın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığı değerlendirilmediği gibi (İİK. 280/I) yapılan tasarrufun 280/son maddesi kapsamında ticari işletme devri şeklinde gerçekleşip gerçekleşmediği de tartışılmamıştır.
Hal böyle olunca açıklanan hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/4548, K. 2013/2312, 26 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama