KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2012/5460 E., 2013/5564 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2013
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Kadıköy 8.İcra Müdürlüğünün 2009/10211 sayılı takip dosyasından, 31.03.2010 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini, borçlu ile ilgisinin olmadığını belirterek, İİK'nİn 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ve davacı şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğunu, davacı firmanın alacağın kaynağı olan işcilik alacağı davasındaki işveren şirketin taşaronu olduklarını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece,borçlu şirketin davacı şirketin alt firması olduğu,aralarında organik bağ bulunduğu ve borçulunun kira ve tüm giderlerinin davacı firma tarafından karşılandığından bahisle davanın reddine, hacizli malların değeri üzerinden alacaklı lehine tazminata hükmetmiş, hüküm,davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı 3.kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İcra Mahkemesince teminat karşılığı takibin durdurulmasına karar verildiğine göre, İ.İ.K.nun 97/13. maddesinde açıklandığı şekilde, bu dava nedeniyle davacı 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiğinden davanın reddi nedeniyle alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi yerindedir. Ancak, tazminat matrahının belirlenmesinde, takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hangisi az ise o miktarın esas alınması gerekirken, alacak miktarından fazla olan hacizli mal değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi de isabetsizdir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün, 6100 sayılı HMK.nin geçici3/2 maddesi delaletiyle 1986 Sayılı HUMK.nin 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/5460, K. 2013/5564, 16 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama