KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/5836 E., 2012/11491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, poliçede yeni araç bedeli klozu bulunduğunu, ancak davalının sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, poliçe gereğince aracın yeni araçla değiştirilmesi ve ek masraflara hükmedilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde, 21.391,00 TL. araç hasarı, 1.000,00 TL. LPG zararı ve 2.219,00 TL. da diğer masraflar olmak üzere, toplam 24.610,00 TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, husumet, yetki ve esas yönünden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, araç bedeline ilişkin davanın kabulü ile 21.391,00 TL.nın davacının davalıya çektiği noter ihtarnamesi tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihinden, tebliğ edilmemiş ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, araç bedeli dışındaki tazminat talebinin de kısmen kabulü ile 271,00 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışı-
../...
- 2 - 2012/5836 2012/11491
lıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.1.2. maddesi hükmü uyarınca "onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur" hükmü öngörülmüştür. Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, davalı ... şirketi meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta ettirenin kendisine verilmesi istenmedikçe, sigortacı tarafından davacı ... ettirenin uhdesinde bırakıp, hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira, kasko sigortasında asıl olan amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Somut olayda; kasko poliçesinde sıfır km. araç klozu bulunmakta olup, dosya kapsamı itibariyle de sigortalı aracın değerinin 21.391,00 TL. olduğu tartışmasızdır. Ancak, mahkemece aracın hurdasının kimde kaldığı ve davacı ... ettirenin seçim hakkı (hurdayı isteyip istemediği) belirlenerek, davacının araç hurdasını istemesi halinde, aracın belirlenen hurda değerinin tazminattan düşülmesi, davacı hurdayı istemediği takdirde de hurda (sovtaj) bedeli düşülmeden belirlenen gerçek zararın tamamına hükmedilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmadan davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-) Kabule göre; Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.1.maddesi uyarınca, sigorta şirketi hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, sigorta şirketinin ihbar tarihinden itibaren 15 gün sonrasında veya en erken ekspertiz raporu
../...
- 3 - 2012/5836 2012/11491
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/5836, K. 2012/11491, 30 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama