KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/6737 E., 2012/11607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Davalılar
- 1-..., 2-...
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, Yapı ve Kredi Bankasının davalı borçludan olan alacağını temlik aldıklarını, borçlu aleyhine yapılan icra takibinde borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazdaki 2/3 hissesini davalı ...'a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu ... ile ... savunma yapmamıştır.
Mahkemece, taşınmazın satışın tutarı ile gerçek değeri arasında bedel farkı oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde açıklanan olaylara göre davanın B.K. 18 vd. maddelerine göre açılmış bir dava değil, İİK.'nun 277 vd. maddelerine dayalı bir iptal davası olduğu anlaşılmaktadır. Alacaklı, yapılan takipte tahsil edemediği alacağına kavuşmak amacı ile bu davayı açmıştır. Bu durumda tasarrufun iptali davasının şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılması gerekir.
Tasarrufun iptali davasının açılması koşullarından birisi de takip tarihinde kesinleşmiş bir alacağın bulunmasıdır. İhtiyati haczin kesinleşebilmesi için ise, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi gerekir. Somut olayda, 10.06.2009 tarihinde borçlunun adresinde ihtiyati haciz tatbik edilmesine rağmen, borçlu adına çıkarılan ödeme emirlerinden hiçbiri borçlu ...'e tebliğ edilmediğin-
../...
-2- 2012/6737 2012/11607
den, icra takibinin kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde tasarrufun iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/6737, K. 2012/11607, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama