KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/6740 E., 2012/10365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2012
- Mahkemesi
- AYDIN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/02/2012
- Numarası
- 2008/659-2012/64
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar bir kısım davacı mirasçıları tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı İ., 15.09.2008 havale tarihli dilekçesinde, davalı kızı T.'yı 05.03.2007 tarihinde geniş yetkili biçimde vekil tayin ettiğini, T. tarafından anılan vekaletname kullanılmak suretiyle diğer davalı F.'ye çekişme konusu 1507 sayılı parselin temlik edildiğini, bu tarihte hukuksal ehliyete haiz olmadığını ileri sürerek iptal-tescil isteğinde bulunmuş; yargılama sırasında ölünce mirasçılarından G. ve C.aracılığıyla dava yürütülmüş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Dairesi'nden alınan 18.04.2011 tarihli rapor doğrultusunda; davacının, işlem tarihinde, hukuksal ehliyete haiz olduğu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda özetlenen dilekçe içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle; davada, ehliyetsizlik iddiası yanında , satış iradesi olmadığı halde kendisinden başka işler için temin edilen vekaletnamenin kötüye kullanıldığı iddiasının da bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Bilindiği üzere; öne sürülen her iki hukuksal iddiaya dayalı davanın , yargılama sırasında ölen davacının kendi adına açılması ve ölümüyle terekenin el birliği mülkiyetine tabi olması nedeniyle, tüm mirasçıların katılımı ya da olurlarının sağlanması veyahut tereke temsilcisi huzuruyla yürütülmesi, TMK'nun 701. ve 702. maddeleri uyarınca yasal bir zorunluluktur.
Somut olayda, davacının ölümüyle geriye mirasçı olarak kalan T., T. ve K. davada yer almamışlardır.
Hal böyle olunca, TMK'nun 701., 702. ve 640. maddeleri uyarınca işlem yapılması, ondan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken; anılan husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/6740, K. 2012/10365, 1 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama