KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2013/3401 E., 2014/4371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2014
- Mahkemesi
- Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 20/11/2012
- Numarası
- 2009/24-2012/710
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde ihbar olunan sigorta şirketleri vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca davalıların murisi H. Y.’ın sürücüsü olduğu aracın çarparak hasarladığını belirterek, davacının sigortalı araç hasarı için ödemek zorunda kaldığı 24.900 TL'nin 8.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ve ihbar olunan sigorta şirketleri vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, 19.350 TL'nin ödeme tarihi 8.11.2007'den işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen karar verilmiş; hüküm, ihbar olunan sigorta şirketleri vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ile sigorta şirketleri hakkında dava açılmamış olup davalıların istemi üzerine H.İ Sigorta A.Ş ve G.. A..'ne dava ihbar olunmuştur. Hakkında usul yasası hükümlerine göre dava açılmayan kişiler dahili dava talebi (ihbar) ile davalı
sıfatını kazanamaz. Bu sebeple, karar başlığından davalı olarak gösterilen sigorta şirketlerine karşı usulüne göre açılmış bir dava olmadığı halde, aleyhlerine hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de,ihbar olunan H.. Sigorta A.Ş davalı taraf aracının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup poliçe limiti 8.000 TL'yi davacıya ödemiş ve sorumluluğunu yerine getirmiş olmasına rağmen bu durumun nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/3401, K. 2014/4371, 25 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama