KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2015/18376 E., 2018/9900 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili; davacıların çocukları olan ... 'nun 23.12.2013 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, davaya sebebiyet veren aracın, davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, kaza sonrasında sigorta şirketine müracaat ettiklerini, davalı ... şirketince verilen cevapta 9.027,00 TL ödemenin ibraname karşılığında verilebileceğinin belirtildiğini, ancak teklif edilen bedeli kabul etmediklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davadan önce tazminatın müteveffa varislerine ödenmesi için hazır olunduğunun belirtildiğini ancak davacıların ödemeyi almaktan imtina ettiklerini, sorumluluğunun kalmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliler ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile; davacı ... için 16.707,20 TL, davacı ... için 13.723,86 TL olmak üzere toplam 30.431,06 TL'den, 1.000,00 TL'lik kısmın dava tarihinden itibaren, geri kalan 29.431,06 TL'lik kısmın ise ıslah tarihi olan 27.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”.
85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.
85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Somut olayda davacıların desteği yaya olup dava çarpan aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporuna göre davacıların desteği olan yaya %80 oranında, davalıya zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsü %20 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece yaya murisin kusuru tenzil edilmeden hüküm kurulmuştur. Oysa ki yukarıdaki açıklamalar ışığında zorunlu trafik sigorta şirketi işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmekte olup, işleten de sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Somut olayda ise muris işleten ya da sürücü olmayıp, yaya konumundadır. O halde mahkemece yaya murisin bilirkişi raporuyla belirlenen orandaki kusuru tazminattan tenzil edilmeden davalı ... şirketi aleyhine fazla tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/18376, K. 2018/9900, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama