KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/1145 E., 2017/8530 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 3.10.2017 Salı günü davalılar vekili Av. ... geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlular ... ve ... hakkında takip başlatıldığını, borçluların alacağı karşılayacak mal varlıkları bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı 22.02.2013 tarihinde anneleri ...'ye devrettiklerini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkilleri ... ve ...'un ortağı olduğu şirketin müşterilerine olan borçlarını ödeyemeyince ekonomik sıkıntıya düştüklerini, mal kaçırma amaçlarının olmadığını, dava konusu taşınmazın annelerinin 35 yıldır aile konutu olarak kullandığı ve murislerinden kalan bir taşınmaz olduğunu, müvekkili ...'nin bu taşınmazı alım gücü olduğunu ve bedelini ödeyerek satın aldığını haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar arasındaki taşınmaz devrinin İİK'nun 278 maddesi kapsamında bağış nitelğinde olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir.
Somut olayda, tefhim edilen kısa kararda davalı ... ve ...'a ait 1/4'er payın iptaline karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda ...'un 1/2 payının iptali şeklinde gerekçeli kararın kısa karara aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 günü ve 991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1145, K. 2017/8530, 3 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama