KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/12524 E., 2018/9403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, muris ... 10/08/2011 tarihinde kredi kullandığını, aynı tarih başlangıçlı olarak da davalı taraf olan şirkette ...Tüketici Kredisi ... Kredi Hayat Sigortası Katılım Sertifikası ile hayat sigortalı olduğunu, murisin 19/10/2013 tarihinde vefat ettiğini, ölüm sebebinin kalp yetmezliği olduğunu, ölümün sigortalılık süresi çerisinde gerçekleştiğini ancak sigorta şirketinin vefat tazminatını ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 13.500,00 TL'nin 27/11/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 3.871,97.-TL'nin 27/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı ... vekili tarafından dosyaya 27.8.2018 tarihli dilekçe ve ekinde 14.08.2018 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi sunulmuş olup bu belgelere göre, karar tarihinden sonra davalı sigorta şirketi ile davacı taraf arasında 14.08.2018 tarihinde sulh ve ibra sözleşmesi düzenlendiği, anlaşma mukabilinde
16.08.2018 tarihinde, 9.331,76 TL ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Ödeme ya da ibra borcu sona erdiren işlemlerden olup, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman taraflarca ileri sürülebilir.
Bu durumda anılan belge ve ödemeler değerlendirilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12524, K. 2018/9403, 23 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama