KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/18218 E., 2019/9234 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafından işyeri paket sigortası ile sigortalanan müvekkiline ait işyerinde 30.07.2007 tarihinde saat 02.00 sıralarında çıkış sebebi belirlenemeyen yangın nedeniyle tekstil malzemelerinin, konfeksiyon ürünlerinin ve diğer malzemelerin yandığını, davalı şirketin ihbara rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL tazminatın ihbar tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle birlikte davalıdan talebini 129.032,82 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, yangının şüpheli olduğunu ve davacı tarafından kasten çıkartıldığını, teminat kapsamında bulunmadığını, aksi halde dahi talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm; davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 09.2.2015 gün 2013/11627 Esas 2015/2216 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı, toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 89.128,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülemeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu sigortalı yerin bir işyeri olması dikkate alındığında, TTK 3. maddesi ve 3095 SK 1. ve 2/1 maddesi uyarınca avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.
3-Yangın Sigortası Genel Şartları'nın B.8-1 maddesi gereğince, sigorta teminatına dahil olan zarara ilişkin kesinleşen tazminat bedelinin, en geç bir ay içerisinde sigorta ettirene/sigortalıya ödenmesi zorunlu olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmaması halinde sigortacının temerrüdü nedeniyle davacı sigortalının faiz talep hakkı söz konusu olabilecektir.
Davacı tarafından 18.05.2009 tarihinde davalı tarafa ödeme ihtarı gönderilmiş, davalı sigorta şirketi 21.05.2009 tarihinde ihtarı tebliğ almıştır. Anılan ihtarnamede 8 iş gün içerisinde davalıdan ödeme talep edilmiş olduğuna göre ihtarname tebliğinin 8 iş gün sonrası 02.06.2009 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir.
Ancak bozma öncesi ilk kararda mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen kısma 04.11.2007 tarihinden ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihinden(25.03.2013) faiz işletilmesine karar verilmiş davalı tarafından ilk karar temyiz edilirken faiz başlangıcı ve oranı konusunda bir itiraz dile getirilmemiştir. O halde faiz başlangıcı ve oranı konusunda davacı lehine usulü kazanılmış hak doğduğundan faiz başlangıcının 04.11.2007 olması gerekmektedir.
Mahkemece, her ne kadar tazminata temerrüt tarihi olan 04.11.2007 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek yerine dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/18218, K. 2019/9234, 10 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama