KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/19930 E., 2019/5983 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, taraflar arasındaki borç ilişkisi nedeniyle davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, ancak davalı borçlunun, alacaklarını karşılayacak oranda malının bulunamadığını ileri sürerek davalı borçlunun, davaya konu malını, kötü niyetli olarak ve kendilerinden mal kaçırmak amacıyla devrettiğini belirterek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili taşınmazı yatırım amaçlı aldıklarını, üzerindeki ipotek yükünü kaldırdıklarını, iyi niyetli olduklarını, ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların arkadaş oldukları gerek satış bedeli ile satış tarihindeki gerçek değeri arasındaki aşırı fark nedeniyle yapılan bu satışın bağışlama hükmünde sayılması gerektiği gerekse davalı ...'nın, borçlu Mehmet'in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle, borçlu Mehmet ile davalılardan Ali Rıza arasında yapılan tasarrufun hükümsüz olup iptali edilmesi gerektiğini, dördüncü kişi konumunda
olan Ali Osman ve Faruk yönünden; davalılardan Ali Rıza tarafından dördüncü kişi davalılara 24/10/2014 tarihinde 35.000,00 TL üzerinden satış yapılmış ise de dosyadaki Türkiye Finans Bankası'nın 17/02/2016 gün cevabi yazısı ve bankada çalışan tanık beyanıda dikkate alındığında taşınmazın üzerinde bulunan ve banka lehine olan 300.000,00 TL'lik ipotek bedeli yükü ile satın alındığı, hemen devamında bu ipoteğin kaldırıldığı,
her ne kadar davalılarca ipotek borcunun ödeyen kişi oldukları banka makbuzunda gözükmese de tarafların sosyal ekonomik durumları ve banka görevlisi tanığı beyanları ve somut olayın gelişimine göre bu ipotek bedelinin davalılarca yatırıldığının hayatın olağan akışına uygun düştüğü dolayısıyla bu taşınmazın fahiş bedelle satın alınmadığını, dördüncü kişi konumunda bulunan davalıların tapuda düşük bedelli taşınmaz satın almalarının tek başına kötü niyetli olduklarının ispatı anlamına gelmeyeceği, dördüncü kişilerin kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerekeceği, dinlenen tanık beyanlarının birbirleri ile uyumlu olduğu,
banka kayıtları ve sosyal ekonomik durumların bu durumu teyit ettiği, mal kaçırma amacı olan kişilerin 1/2 şer oranlarında hisse devretmesi makul olmadığı, dördüncü kişi olan davalılar ile diğer borçlu davalılar arasındaki organik bağın davacı tarafça dosyaya yansıtılmadığından ötürü dördüncü kişi konumundaki davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının davacı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin aşağıdaki bend dışında kalana sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasıdır.
Tasarrufun iptali davasının kabulü halinde harç ve vekalet ücreti, takip konusu alacak ile iptal edilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hükmedilir. Somut olayda davacının takip konusu olan alacağı 88.387,99 TL olup iptaline karar verilen taşınmazın gerçek değeri 195.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğundan, takip konusu olan alacak miktarı 88.387,99 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken taşınmazın değeri olan 195.000,00 TL üzerinden davalı yararına vekalet ücretine
hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden H.M.K.'nın geçici 3/2 H.U.M.K. 438/7 mad. uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/19930, K. 2019/5983, 13 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama